MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, davalıya ait Horizon-1 adlı gemide gemi personeli olarak çalışırken, adı geçen geminin 08/07/2009 tarihinde ... (... Körfezi) açıklarında silahlı deniz korsanlarının saldırısına uğrayarak ele geçirildiğini ve tüm mürettebatın rehin alındığını, 89 gün sonra korsanlarca talep edilen fidyenin ödenmesi sonucu serbest bırakıldıklarını ileri sürerek, yaşadığı bu olaylar sonucu uğradığı maddi ve manevi zararlarının giderilmesini istemiştir.
Mahkemece; davacının SGK'nun, olayın iş kazası olmadığına yönelik tespitine dair işleme itiraz etmek suretiyle ayrı bir dava açması gerektiği, davacının böyle bir dava açmadığı, böylece olayın iş kazası olduğu davacı tarafından ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmiştir.
İş kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemli olarak açılan davalarda öncelikle, sigortalının zarar gördüğü olayın iş kazası olup olmadığının ve iş kazası ise sigortalıya bağlanacak gelir ve hükmedilecek tazminatın miktarını doğrudan etkilemesi nedeniyle, işçide oluşan meslekte güç kayıp oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin kesin olarak saptanması gerektiği Dairemizin ve giderek Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir.
5510 Sayılı Yasa’nın 13. maddesinde İş kazasının 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5. madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile bildirilmesinin zorunlu olduğu, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana
gelmesi halinde iş kazasının öğrenildiği tarihten başlayacağı, Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık İş Müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabileceği bildirilmiştir.
Öte yandan, 5510 sayılı Yasa’nın 18 nci maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19. maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı bildirilmiştir.
Somut olayda iş kazası olduğu iddia olunan olayın Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirildiği, ancak SGK Başkanlığı İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nün 08.06.2012 tarihli sosyal güvenlik inceleme raporunun sonuç bölümüne göre; “davacı sigortalının ruhen ve bedenen özre uğradığını (illiyet bağı) ortaya koyan bir sağlık kurulu raporu ile ilgili bir tespit bulunmadığından, iddia edilen olayla ilgili olarak mevcut bilgiler çerçevesinde 5510 sayılı kanunun 13.maddesi gereğince iş kazası hükmü verilmesi ve 5510 sayılı kanun gereği işlem yapılmasına imkan bulunmadığı, sigortalının illiyet bağını gösterir kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları tarafından usulüne uygun olarak düzenlenen bir sağlık kurulu raporunu ibraz etmesi durumunda konunun yeniden değerlendirilebileceği”nin belirtildiği anlaşılmaktadır. Kurumca sigortalının sürekli iş göremezlik oranının tespit edilebilmesi ve gerektiğinde gelir bağlanabilmesi için zararlandırıcı olayın iş kazası niteliğince olup olmadığının tespiti ön sorundur. İş kazasının tespiti ile ilgili ihtilaf Sosyal Güvenlik Kurumunun da hak alanını doğrudan ilgilendirmekte olup, eldeki tazminat davasında ise SGK taraf değildir.
Yapılacak iş; SGK’nca olay iş kazası olarak kabul edilmediğinden, Sosyal Güvenlik Kurumu ve hak alanını etkileyeceğinden işveren aleyhine “iş kazasının tespiti” davası açması için önel vermek, tespit davasını bu dava için bekletici sorun yaparak çıkacak sonuca göre, olayın Kurumca iş kazası olduğunun kabul edilmesi ve açılan tespit davası sonucunda olayın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesi halinde ise davacıya Kuruma müracaat ederek sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi, giderek iş kazası sigorta kolundan sürekli iş göremezlik geliri bağlanması için başvuruda bulunmak üzere önel vermek, giderek iş kazası nedeniyle açılan tazminat davalarındaki prosedür işletilerek bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine
05.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy