MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece; 16.718,72 TL maddi ve 4.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 21.08.2000 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davalı işverenin taşıma sözleşmesi ile temin ettiği servis aracında yolcu olarak bulanan davacının sürücünün kalp krizi geçirmesi nedeniyle aracın duvara çarpması sonucu iş kazası geçirdiği, sürekli iş görmezlik oranının % 7.3 olduğu, hükme esas bilirkişi kusur raporunda olayın % 100 oranında kaçınılmazlık sonucu meydana geldiğinin belirtildiği, Mahkemece gerekçede 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesi hükmüne dayanılarak olayda davalının kusuru bulunmamasına rağmen % 100 kaçınılmazlık nedeniyle kusur indirimi yapılmadan sonuca gidildiğinin belirtildiği anlaşılmaktadır.
Kaçınılmazlık; hukuksal ve teknik anlamda; fennen önlenmesi mümkün bulunmayan başka bir anlatımla, işverence mevzuatın öngördüğü tüm önlemlerin alınmış olduğu koşullarda dahi önlenmesi mümkün bulunmayan durum ve sonuçları ifade eder.
Bir olayın tamamen kaçınılmazlık sonucu meydana geldiğinin saptanması halinde hakim, işverenin sorumluluğunu hakkaniyet ölçüsünde saptamalıdır. İşçi-işveren arasındaki bu tür davalarda tarafların ekonomik ve sosyal durumları da göz önünde bulundurulduğunda işverene biraz daha fazla sorumluluk verilmesi sosyal hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak düşünülmelidir. Yargıtay’ın yerleşik uygulaması da bu yöndedir.
Somut olayda; davaya konu iş kazasında davalı işverenin sorumluluğunun % 50’den az olmamak üzere belirlenerek, bu oran üzerinden maddi tazminat hesabı yaptırılıp sonuca gidilmesi gerekirken, davalı işverenin % 100 oranında sorumlu olduğunun kabul edilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, fazla alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davacıya iadesine 05.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy