MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece kısa karar da “Maddi tazminata ilişkin davanın KISMEN KABÜLU İLE,
1- Davacı ... yönünden 15,122,04 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 18/09/2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
2- Davacı ... yönünden 22.622,22 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 18/09/2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3- Davacı ... yönünden açılan maddi tazminat talebinin reddine,
Manevi tazminata ilişkin talebin KISMEN KABULÜ İLE,
4- Her bir davcı yönünden ayrı ayrı 10,000 TL olmak üzere toplam 30,000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 18/09/2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine” denilmek suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar gerekçesi arasında çelişki yaratıldığı görülmektedir.
T.C. Anayasası’nın 141. maddesinin 3.fıkrasında; bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli yazılması gerektiği vurgulanmıştır. 6100 sayılı HMK’nun 297. maddesine(HUMK.'nun 388. maddesi) göre ise; hükmün kapsamında iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, ihtilaflı konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep gösterilir. Gerekçe hakimin tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Hakim gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendi kendini denetler. Yargıtayda, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir.
Gerçekten, mahkemece 18.04.2013 tarihinde tefhim edilen kısa karara uygun olarak yukarıda açıklanan hükmü oluşturmuş ise de; kısa karar sonrasında yazılan gerekçenin hüküm fıkrası ile çelişkili olduğu, gerekçede "...Davacı ... Yönünden tespit edilen 15.122,04TL maddi tazminat ile davacı ... yönünden tespit edilen 22622,22TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 18.09.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'den alınarak davacıya ödenmesi gerektiği, davacı Gülsemi‘nin destek zararı olmadığından davacı Gülsemi yönünden açılan maddi tazminat talebinin reddi gerektiği ayrıca kaza nedeniyle davacının manevi yönden acılar çektiği, olayın oluşu, tarafların kusur oranı, tarafların mali ve içtimai durumu, maluliyet oranı, işçinin yaşı, olay tarihi, olaydan dolayı duyulan acı ve keder, 26,06,1966 tarih 1966/7-7 sayılı içtihadı birleştirme kararı içeriği ve öngördüğü koşulların somut olayda gerçekleşme biçimine hak ve nesafet kurallarına göre davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile her bir davacı yönünden ayrı ayrı 10.000,00TL olmak üzere toplam 30.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 18.09.2006 tarihinden itiberen işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacılara ödenmesi gerektiği, diğer davalılar ... ve ... hakkında açılan davanın kusursuz olmaları nedeniyle reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmış olmasına rağmen kısa kararda sevhen davalıdan tahsiline şeklinde hüküm tesis edilmiştir. ” yazılmak suretiyle gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratıldığı bu yönü ile de kararın HMK’nun 297. maddesine(HUMK'nun 388.maddesine) uygun düzenlenmediği ortadadır.
Hakimin son oturumda tutanağa yazdırıp tefhim ettiği karar, esas karar olup, sonradan yazılan gerekçeli kararın bu karara aykırı olmaması gerekir. Bu durumda, konuyla ilgili 10.4.1992 tarihli ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bu aykırılığın giderilmesi suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gereği açıktır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı ...'in bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davalı ...'e iadesine, 05.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy