MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davalının tüm; davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava, iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, yargılama sırasında ıslah yolu ile, dava dilekçesinde yer almayan manevi tazminat isteminde bulunulmuştur.
Mahkemece, 81.695,03 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, ıslah dilekçesi ile manevi tazminat talep edilmesi mümkün olmadığından, manevi tazminat yönünden karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiştir.
Davacının iş kazası sonucu % 22 oranında sürekli iş göremezliğinin bulunduğu ve davalı işverenin % 60; davacı işçinin ise %40 oranında kusurlu oldukları dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Mahkemece, manevi tazminata ilişkin açılmış bir dava olmadığı ve ıslah ile manevi tazminat talep edilemeyeceği gerekçesiyle, nisbi harç ve başvurma harcı yatırılmış olan manevi tazminat talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulması yanlıştır. HUMK.’nun 83. ve devam maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya istem sonucunun değiştirebilmesi imkanını sağlamaktadır. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır. Bu bağlamda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir davanın açılması olanağı bulunmamaktadır. Davacı isterse dava dilekçesini tamamen ıslah ederek dava konusunu değiştirebilirse de, yeni dava konusu önceki dava
konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur. Öte yandan harca tabi davalarda her dava açılırken davalıdan başvurma harcı ile nispi harca tabi davalarda nispi karar ve ilam harcının dörtte biri peşin olarak alınır. Gerekli harçlar alındıktan sonra dava dilekçesi esas defterine kaydedilir ve dava, dava dilekçesinin esas defterine kayıt edildiği tarihte açılmış sayılır. İnceleme konusu olan olayda manevi tazminata ilişkin ıslah dilekçesinin, başvurma harcı ve nispi harç yatırılmak suretiyle mahkemeye verildiği anlaşılmıştır. Bu haliyle sözkonusu ıslah dilekçesinin, birleştirilmiş ek dava dilekçesi olarak kabulü mümkün görünmektedir.
Yapılacak iş; davacı tarafından başvurma harcı ve nisbi harç yatırılarak ek dava niteliğini kazanan manevi tazminat talebi yönünden deliller toplandıktan sonra, oluşacak sonuca göre karar verilmesinden ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalıya yükletilmesine, 04/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy