MAHKEMESİ:Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle maddi tazminat talebinin reddine, 35.000 TL. manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi ve davacı vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10/09/2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı vekili Avukat ... ile karşı taraf vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava iş kazası sonucu beden gücü kaybına uğrayan davacının maddi ve manevi zararının giderilmesi istemine ilişkindir.
Zararlandırıcı olaya maruz kalan işçinin, davalı işyerinde şoför olarak çalıştığı, olay günü kullandığı kamyonun kasasındaki değişimi yapılacak direklerin indirilebilmesi için üzerlerindeki ipleri sökerken askıda duran traversin rüzgarın etkisi ile davacının çalıştığı kamyonun üzerine doğru devrilmesi ve bu sırada kendini korumak için kolunu kaldıran davacının koluna traverse bağlı iletkenin teması ile yüksek gerilime kapılması ile meydana gelen iş kazası sonucu sağ kolunun dirsek üstünden ampute olması her iki ayak parmağında deformite ve hareket kaybına bağlı olarak % 91,00 oranında meslekte kazanma gücünü yitirdiği dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanununun 77.maddesinin açık buyruğudur.
Mahkemece hükme esas alınan ve aynı olay nedeniyle kazalının eş ve çocuğunun açtığı davada düzenlenen ve işverenin % 100 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği 22.11.2010 tarihli kusur raporu hükme esas alınmıştır. Hükme esas alınan kusur bilirkişi raporunun düzenlendiği Tunceli Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 2009/80E, 2011/93/K sayılı dosyasında verilen kararın davalı tarafça temyizi üzerine, Dairemizin 2011/6124E, 2012/16167K sayılı ilamı ile anılan dosya içerisinde bulunan ve kazalıya % 10, işveren ile ekip arkadaşlarına toplam olarak % 70, oranında kusurlu bulunduğu, % 20 oranında da kötü tesadüfün etkili olduğuna ilişkin raporla, işverene % 100 kusur veren rapor arasındaki çelişki giderilmeden, işverene % 100 kusur veren raporun hükme esas alınması isabetsiz bulunarak bozulmasına karar verildiği, Uyap üzerinde yapılan incelemeden anlaşılmıştır. Aynı olay nedeniyle iş müfettişi tarafından yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen 04.11.2008 günlü raporda ise %50 kazalıya ve %50 de ekip şefine kusur verilmek suretiyle kusur dağılımına gidildiği görülmektedir.
Bu duruma göre kusurun aidiyeti ve dağılımı açısından aynı olay nedeniyle farklı değerlendirmelerinin bulunduğu ortadadır. Hal böyle olunca da kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeden zarar görenin yakınlarının açtığı davada düzenlenen 22.11.2010 tarihli kusur raporu esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve Yasa'ya aykırı olmuştur.
Yapılacak iş; işçi sağlığı-iş güvenliği konularında uzman ayrı bir ehil bilirkişi kurulundan, İş Kanunu'nun 77. maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken iş sağlığı ve güvenliği yönetmeliğinin ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde inceletmek suretiyle rapor alınmak, verilen rapor dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilerek kusur raporları arasındaki çelişki giderilmek ve sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın ve özellikle, kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeksizin, inandırıcı güç ve nitelikte olmayan, 77. maddenin öngördüğü koşulları içermeyen 22.11.2010 tarihli kusur raporunun hükme dayanak almak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Kabul ve uygulama açısından ise hükme esas alınan kusur raporu ile öngörülen kusur dağılımı, husule gelen elem ve ıstırabın derecesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın alım gücü, özellikle 26.6.1966 gün ve 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme kararının içeriği ve öngördüğü koşulların somut olayda; gerçekleşme biçimi, oranı, niteliği hak ve nefaset kuralları dikkate alındığında %91 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan davacı yararına hükmedilen 35.000,00-TL manevi tazminatın çok az olmuştur.
O halde, temyiz eden tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacı ile davalı yararına takdir edilen 990.00 TL. duruşma Avukatlık parasının karşılıklı olarak birbirlerine yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, bozmanın niteliğine göre sair yönlerin incelenmesine yer olmadığına, 10/09/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.