MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan meddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma ilamına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına, yerel mahkemenin önceki kararının maddi tazminata ilişkin bölümünün bozma dışı kalarak kesinleştiğinden bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulmamasının sonuca etkili bulunmamasına göre, davalı Kurum vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 22.10.2003 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemenin maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, manevi tazminat isteminin ise kabulüne ilişkin önceki kararının davalı vekilince temyizi üzerine Dairemizce manevi tazminatın bölünmezliği ilkesine aykırı biçimde, manevi tazminat istemlerinin ıslahen artırılmasına ilişkin istem gibi karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunarak bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, dava dilekçesindeki istemle bağlı kalınarak manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Yerel mahkemenin manevi tazminatın takdirine ilişkin kararı isabetlidir. Ne var ki, uyulan bozma ilamı sonrasında, yeni hükümde, karar ilam harcı hesaplanırken, yalnızca hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı üzerinden karar ilam harcı hesaplanarak, hesaplanan bu harçtan, maddi tazminat ilişkin hükmün bozma dışı kaldığı ve davalı tarafça bozmaya konu karar üzerine yatırılan bakiye ilam harcının maddi tazminatı da kapsadığı göz ardı edilerek, davalı tarafça yatırılan bakiye ilam harcının tamamının indirimi ile artanın iadesine karar verilmesi suretiyle, karar ilam harcının noksan hesaplanması usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Ne var ki, kamu düzenine ilişkin bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının harca ilişkin 3. Bendinin tümüyle silinerek yerine;
“Alınması gereken 4.190,22-TL ilam harcının davalı tarafça yatırılan 4.357,40-TL harç giderinden alınmasına, davalı tarafça fazla yatırıldığı anlaşılan 167,18-TL harç gideri ile davacıların dava açılırken ve ıslah ile yatırdıkları 859,40-TL harç giderinin istemleri halinde davacılara ve davalıya iadesine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
05.11.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy