MAHKEMESİ: Ankara 6. İş Mahkemesi
Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan ... Plastik Zemin Tek. ve Kim.San.Tic.Ltd.Şti., ...-yol Adi Ortaklığı Ortak Girişimi, ... Makine Enerji İnşaat Klima Gıda Metal Ltd.Şti. ile ... İnşaat Madencilik San. ile Tic.Ltd.Şti. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere ve temyiz edenin sıfatına ve temyiz nedenlerine göre temyiz eden davalı şirketler vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, 08.07.2007 tarihindeki iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahibi eş ve çocuğunun maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, davalı ... İnş,Taah.İşl.A.Ş ve davalı ... Başkanlığı aleyhine açılan davaların vazgeçme nedeniyle reddine,davacı eş için 100.,450,11TL maddi,65,000,00TL manevi tazminat ile davacı çocuk için 21.302,26TL maddi,42.000,00TL manevi tazminatın diğer davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden, Mahkemenin 15.06.2010 tarihli ilk kararında davacı eş için 57.435,08TL maddi,60.000,00TL manevi tazminat ile davacı çocuk Nazlıcan'ın maddi tazminat davasının reddine,50.000,00TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verildiği anlaşılmıştır.
Temyize konu edilen 18.04.2013 tarihli Mahkeme kararında sair yönlerden bir yanlışlık bulunmamakla birlikte, 15.06.2010 tarihli ilk hükmün yalnızca davalılar ... İnş.Mad.San.Tic.Ltd,Şti., Mak-Yol İnş.San.Tic.A.Ş, ... İnş.Taah.İşl.A.Ş vekilleri tarafından temyiz edilmesine göre usuli kazanılmış hak durumunun göz önünüde tutulmaksızın karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
Şöyle ki ; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin yada tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar Hukuk Devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2.maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır:
Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Tüm bu açıklamalardan sonra somut olayda,ilk hükmün davacılar vekilince temyiz etmemesi üzerine ilk hükmü temyiz eden davalı şirketler yararına oluşan usuli kazanılmış hak durumunu dikkate almadan 18.04.2013 tarihli ikinci kararda davacı eş ve çocuk lehine ilk hükümdeki miktarlardan daha fazla maddi tazminata karar verilmesi, yine aynı nedenle ikinci hükümde davacı eş yararına ilk hükümdeki miktardan daha fazla manevi tazminata hükmedilmesi doğru değildir.
Buna göre de Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı şirket vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 07.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy