MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, sigorta başlangıç tarihinin 01/04/1980 olduğunun ve davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı murisi ... evinde bakıcı olarak 1.4.1980-15.1.2010 tarihleri arasında çalıştığının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında; resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması, salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması, inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordroları, tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken işverenler tarafından Kuruma bildirilen komşu işyerleri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Uyuşmazlığın yasal dayanağı belirgin olarak 506 sayılı Yasanın 79/8. maddesidir. Anılan maddede yönetmelikle tesbit edilen belgeler işveren tarafından verilmeyen sigortalıların çalıştıkları hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde dava açacakları hükmü öngörülmüştür. Madde de belirtildiği üzere yönetmelikle tesbit edilen belgelerin (işe giriş bildirgesi) verilmesi durumunda 5 yıllık hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği açık- seçiktir.
Gerçekten 506 sayılı Yasa'nın 79/8 maddesi gereği hizmet tesbiti davalarının 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerekir ise de, çalışanın uyuşmazlık konusu dönemde başka bir işverenin işyerinde çalışmadığı, herhangi bir nedenle arada vermediği, yani davalı işyerinde kesintisiz çalıştığı ve bu çalışmaların işe giriş bildirgesi düzenlenerek kısmi şekilde Kuruma bildirildiği hallerde, giriş bildirgesinin verildiği tarihten önceki döneme ilişkin istem yönünden hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, 506 Sayılı Yasa kapsamında bir işyerinin bulunmadığı, davacı tanıkları ile davalı ... ölmeden önce oturduğu apartman sakini tanıkların davacının çalışmasını doğruladıkları, ancak davacının talebi 1.4.1980 tarihinden itibaren çalışma olduğundan davalı ... bu tarihten itibaren oturduğu adreslerin araştırılıp, komşu ikametgah ve işyeri sahipleri, çalışanlarının araştırılmadığı, davacının çalışma olgusunun yeterli ve gerekli bir araştırmayla hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmediği anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılacak iş, davalı ... 1.4.1980 tarihinden itibaren oturduğu adreslerin araştırılıp, bu adreslere komşu ikametgah ve işyeri sahipleri, çalışanlarını zabıta araştırması ile ve Kurumdan sormak suretiyle tespit ederek beyanlarına başvurmak, çalışmanın ne şekilde olduğu, kesintisiz olarak devam edip etmediği hususunda beyanlarına başvurmak, çalışmanın kesintisiz devam ettiğinin anlaşılması halinde hak düşürücü sürenin gerçekleşmeyeceği de gözetilerek, çalışmanın davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalıların ve davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacı ile davalı ... iadesine
07.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.