MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, sigortalının iş kazasından sürekli iş göremezliği nedeniyle maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece; 16.680,55 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19.06.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığı raporunda olayın meydana gelmesinde davalı işverenin % 75, davacı işçinin % 25 oranında kusurlu bulunduklarının, hükme esas bilirkişi kusur raporunda davalı işverenin % 65, davacı işçinin % 35 oranında kusurlu bulunduklarının belirtildiği, bilirkişi hesap raporunda davalı işverenin % 75 veya % 65 kusur durumuna göre iki seçenekli hesaplama yapıldığı, 19.04.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat isteminin hesap raporunda davalının % 75 oranında kusurlu bulunduğu esas alınarak yapılan hesaplamaya göre artırıldığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda, Mahkemece davalı işverenin olayın meydana gelmesinde % 65 oranında kusurlu bulunduğu esas alınarak, maddi tazminat isteminin bu kusur oranına göre kısmen kabulüne karar verilmesine göre reddedilen maddi tazminat miktarı için kendisini vekil ile temsil ettiren davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davalı vekili kararı bu yönüyle açıkça temyiz etmiştir.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.M.K.’nun geçiçi 3. maddesi uyarınca H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı, düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 4. bendinin 1. kısmından sonra gelmek üzere;
“ Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen maddi tazminat miktarı yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 765,17 TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,”, rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine 26/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.