MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, yurtdışında çalışmaya başladığı tarihinin Türkiye içinde sigortalılık başlangıç tarihi olduğunun tespitine borçlanabilme hakkı olduğuna karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının ve davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2) Dava, davacının yurt dışındaki sigortalılığı nedeniyle sigortalılık başlangıç tarihinin 01.07.1985 olarak tespiti ile yurt dışı borçlanmasının 4/1-a bendi kapsamında kabulü gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile sigortalılık başlangıç tarihinin Kurum tarafından kabul edilmesi nedeniyle konusuz kalan talebin reddine, davacının yurt dışı borçlanmasının 4/1-a bendi kapsamında kabulü gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Kurumun davacıya 01.07.1985-31.03.2000 tarihleri arasında borçlanma imkanı tanıması aynı zamanda 01.07.1985 tarihinin sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edildiği anlamına gelmemektedir. Kurum sigortalılık başlangıç tarihini 3201 sayılı Kanun'un 5/son maddesine göre uluslararası sözleşme imzalanan ülkedeki çalışma başlangıç tarihi olarak kabul etmemektedir.
Mahkemece, 01.07.1967 doğumlu davacının 09.04.1984 tarihinden itibaren yurt dışında eylemli çalışması bulunduğundan taleple bağlı kalınarak 01.07.1985 tarihinin sigortalılık başlangıç tarihi olarak tespitine karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile konusuz kalan talebin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Kabule göre, sigortalılık başlangıç tarihinin Kurumca kabulü dava öncesinde gerçekleşmiş ise hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine, davadan sonra gerçekleşmiş ise konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken konusuz kalan talebin reddine karar verilmesi de doğru değildir.
3) Mahkemece, davacının yurt dışı borçlanmasının 4/1-a bendi kapsamında kabulü gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, davacının yurt dışı hizmet borçlanmasına ait sürelerin 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre hangi sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun'un 5.maddesine 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun'un 79.maddesi ile eklenen (yürürlük tarihi 08.05.2008) 4.fıkraya göre "Yurt dışı hizmet borçlanmasına ait süreler 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre hangi sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağının belirlenmesinde; Türkiye'de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir."
Somut olayda, davacının borçlanma talep tarihi 08.03.2013 olup bu tarihten önce Türkiye'de 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a bendi kapsamında sigortalılığı bulunup bulunmadığı araştırılmadığı gibi yurt dışı borçlanma belgeleri de getirtilmemiştir.
Yapılacak iş, davacının borçlanma talep tarihi olan 08.03.2013 öncesinde 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a bendi kapsamında sigortalılığı bulunup bulunmadığını Kurumdan sormak ve yurt dışı borçlanma belgelerini eksiksiz getirtmekten ibarettir.
Mahkemece, yukarıda yer alan biçimde inceleme ve araştırma yapılmadan yetersiz gerekçe ile yazılı biçimde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir (Hukuk Genel Kurulunun 12.06.2012 gün ve 2012/10-1618 E. 2013/821 K. sayılı kararı da aynı yöndedir).
O halde davacı ve davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davacıya iadesine
26.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.