MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı ile davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, sigortalının iş kazasından sürekli iş göremezliği nedeniyle maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, 248.171,55 TL maddi ve 35.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 13.08.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; davacı sigortalının davalılara ait iş yerinde konkasör operatörü olarak çalışmakta iken iş kazası geçirdiği, SGK Maluliyet Daire Başkanlığı raporunda davacının sürekli iş göremezlik oranın % 29 olduğunun belirtildiği, hükme esas kusur raporunda olayın meydana gelmesinde davalı işverenin toplamda % 100 oranında kusuru bulunduklarının belirtildiği, hükme esas bilirkişi hesap raporunda İnşaat Sanatkarları Esnaf Odasından alınan verilere göre asgari ücretin 2.5 katı üzerinden yapılan hesaplamada dönem zararları toplamından ilk peşin sermaye değerinin davalıların kusuruna isabet eden kısmının tenzili ile 248.171,55 TL karşılanmamış zararı bulunduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık maddi tazminatın hesaplanması noktasında toplanmaktadır.Tazminatın saptanmasında ilke olarak sigortalının maddi zararı hesaplanırken öncelikle tazminat hesabını doğrudan etkileyecek olan sigortalının gerçek ücretinin açıkça saptanması gerekmektedir. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret gözönünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda, imzalı ücret bordroları bulunmadığı, davacının sigortalı kayıtlarının asgari ücret seviyesinde olduğu, yaptığı işin niteliği ile yaşı ve kıdemi dikkate alındığında maddi tazminat hesabına esas ücretin hatalı olduğunun anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş; davacı sigortalının yaptığı iş, yaşı, kıdemi belirtilmek suretiyle Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nden emsal işçinin alabileceği günlük net ücreti sormak suretiyle belli olan veriler nazara alınarak davacının talep ettiği miktarı geçmemek üzere maddi zarar hesabı yaptırılarak, çıkacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davalılara iadesine, 03.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy