MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi, davalılardan ... İnş.San.Ve Tic.Ltd.Şti. vekilince de duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, sigortalının iş kazasından sürekli iş göremezliği nedeniyle maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, 154.226,91 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 30.09.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; davacı sigortalının davalılara ait iş yerinde kalıpçı olarak çalışmakta iken iş kazası geçirdiği, SGK Maluliyet Daire Başkanlığı raporunda davacının sürekli iş göremezlik oranın % 19 olduğunun belirtildiği, hükme esas kusur raporunda olayın meydana gelmesinde davalı işverenin toplamda % 75, davacı işçinin % 25 oranında kusurlu bulunduklarının belirtildiği, hükme esas bilirkişi hesap raporunda İnşaat Sanatkarları Esnaf Odasından alınan verilere göre asgari ücretin 2.73 katı üzerinden yapılan hesaplamada dönem zararları toplamından ilk peşin sermaye değerinin davalıların kusuruna isabet eden kısmının tenzili ile 154.226,91 TL karşılanmamış zararı bulunduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık maddi tazminatın hesaplanması noktasında toplanmaktadır. Tazminatın saptanmasında ilke olarak sigortalının maddi zararı hesaplanırken öncelikle tazminat hesabını doğrudan etkileyecek olan sigortalının gerçek ücretinin açıkça saptanması gerekmektedir. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı,
işçinin imzasının bulunmadığı işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret gözönünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda, imzalı ücret bordroları bulunmadığı, Kurum müfettişi tarafından ücret ödemesinin saptanmadığı, davacının imzası bulunan 09.10.2006 tarihli Kolluk ifade tutanağında kalıpçı olduğu ve aylık 1.000,00 TL geliri bulunduğunu beyan ettiği, davacı sigortalının yaptığı işin niteliği ile yaşı ve kıdemi dikkate alındığında maddi tazminat hesabına esas ücretin hatalı olduğunun anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş; davacı sigortalının Kolluk ifade tutanağındaki ücreti dair beyanı da dikkate alınarak, yaptığı iş, yaşı ve kıdemi belirtilmek suretiyle Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nden olay tarihinde emsal işçinin alabileceği günlük net ücreti sorularak davacının talep ettiği miktarı geçmemek üzere maddi zarar hesabı yaptırılarak, çıkacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 03/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.