MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, kurum işleminin iptaliyle, hizmetinin tespitiyle 6111 sayılı Yasa'dan yararlandırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Yerel mahkemece 24.07.2013 tarihli ek karar ile verilen temyiz isteminin süreden reddine dair hükmün temyizen incelenmesinin davacı vekili tarafından süresinde istenmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı ... vekilinin yüzüne karşı verilen 13.06.2013 tarihli hüküm İş Mahkemesinden verilmiştir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8.maddesi hükmüne göre ise İş Mahkemelerinden verilmiş bulunan nihai kararların 8 gün içinde temyiz olunması gerekir. Bunun yanında tefhim olunan hüküm 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesindeki unsurları içerir biçimde yapılmadığı takdirde Yasada öngörülen ve tefhimden başlayan 8 günlük temyiz süresinin geçtiğinden söz edilemez.
Somut olayda 13.06.2013 tarihli kararın tefhimi “Davacının davasının Reddine,” şeklindedir. Gerekçeli kararda ise, bakiye harç, vekalet ücreti ve yargılama giderine yönelik kararlar davacı aleyhinedir. Bu son ve gerekçeli kararın 17.07.2013 tarihinde aykırılığı öğrenen davacı vekilinin , temyize başvurma süresinin tebliğ tarihinden başlayacağı kuşkusuzdur. Bu durumda davacı vekilinin yüzüne karşı verilen kararın HMK 297. maddesinde belirtilen biçimde tüm unsurları ile tefhim olunmuş bir karar olmadığı açık olup, davacı vekilinin gerekçeli kararın tebliğinden sonraki temyizinin süresinde olduğunun kabulü gerekir.
Hal böyle olunca da mahalli Mahkemenin temyiz isteminin reddine ilişkin 24.07.2013 tarihli ek kararının bozulması ve Hukuk Muhakemeleri Kanununun 366. maddesi gereğince asıl hükmün temyizini amaçlayan temyiz itirazlarının incelenmesi gerekmiştir.
2-Asıl hükmün incelenmesi neticesinde de dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Mahkemenin temyiz itirazının reddine dair 24.07.2013 tarihli ek kararının Bozularak kaldırılmasına, asıl hüküm bakımından usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 09.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy