MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 01/07/1997-01/05/2006 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 01.05.2006-01.01.2010 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasa kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının 07.05.2007 tarihinde SGK'na verdiği dilekçe ile 01.04.2006 tarihinden itibaren sigortalılığının iptalini istediği ve sigortalılık muafiyet belgesi aldığı, bu bildiriminden sonra aksi yönde istemde bulunması iyi niyet ilkelerine uygun olmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının; 1997 yılına ait müstahsil makbuzu dikkate alınarak, 10.04.2006 tarihli başvurusuna binaen 01.05.2006 tarihi itibariyle 2926 sayılı Yasa'ya tabi sigortalı olarak tescil edildiği, daha sonra, kesinleşmiş mahkeme ilamıyla davacının 01.07.1997-01.05.2006 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasa kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesi üzerine bu dönemde de davalı Kurum tarafından sigortalı sayıldığı, ancak 07.05.2007 tarihinde SGK'na vermiş olduğu dilekçe ile muafiyet kapsamında bulunduğunu belirterek sigortalılığının iptalini istediği, bunun üzerine davalı Kurumca gerekli araştırma yapılarak 01.05.2006 tarihinden itibaren sigortalılığının iptal edildiği; davacının Ziraat Odası kaydının 20.03.2010 tarihinden itibaren devam ettiği, ihtilaflı dönemde prim kesintisinin olmadığı, adına kayıtlı zirai taşınmazların bulunduğu, davacının 07.05.2007 tarihli anılan dilekçesine ekli belgede 2006 yılı için gelirinin 695,00.-TL ve "...01/04/2006 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 5458 sayılı kanunun 15. Maddesi ile 2926 sayılı Kanunun yeniden düzenlenen 4. Maddesinin (c) bedi gereğince, yıllık tarımsal faaliyet gelirlerimden bu faaliyetime ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının 16 yaşından büyükler için tesbit edilen asgari ücret tutarından az olduğunu beyan ve taahhüt ediyorum." ifadesinin yer aldığı, 26.03.2010 tarihli ... Ziraat Odası'nca düzenlenen muafiyet belgesinde de aylık ortalama gelirinin 45,00.-TL ve 5510 sayılı Yasa'nın 82.maddesine göre prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunun tesbit edildiği, 2002-2012 yılları arasında Çiftçi Kayıt Sisteminde kayıtlı olduğu, 2005-2012 yılları arasında Ziraat Bankası'ndan zirai kredi kullandığı görülmektedir.
5510 Sayılı Yasa'nın 6/1-ı maddesinde; kamu idareleri hariç olmak üzere, tarım işlerinde veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz işlerde çalışanlar ile tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; tarımsal faaliyette bulunan ve yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden, bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının, bu Kanunda tanımlanan prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunu belgeleyenlerin 4 üncü maddeye göre sigortalı sayılmayacağı ve 5510 Sayılı Yasanın 6/2. maddesinde; Birinci fıkranın (ı) bendinin uygulanmasında, Türkiye Ziraat Odaları Birliğinin görüşünün alınacağı bildirilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan, 6111 sayılı Yasa'nın 39.maddesi ile değişik 5510 sayılı Yasa'nın 82.maddesine göre ise, “Bu Kanun gereğince alınacak prim ve verilecek ödeneklerin hesabına esas tutulan günlük kazancın alt sınırı, sigortalıların yaşlarına uygun asgarî ücretin otuzda biri, üst sınırı ise 16 yaşından büyük sigortalıların günlük kazanç alt sınırının 6,5 katıdır."
Somut olayda, mevcut delillere göre davacının ihtilaflı dönemde tarımsal faaliyetinin devam ettiği anlaşılmakta ise de, davacının beyanı dikkate alınarak 07.05.2007 tarihli anılan dilekçesine ekli belgede 2006 yılı için gelirinin 695,00.-TL olduğu ve 26.03.2010 tarihli ... Ziraat Odası'nca düzenlenen muafiyet belgesinde ise, aylık ortalama gelirinin 45,00.-TL ve 5510 sayılı Yasa'nın 82.maddesine göre prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunun tesbit edildiği bildirilmiştir. Bu durumda mahkemece, davacının, tarımsal faaliyeti ile elde ettiği aylık gelirin fiili ve gerçek miktarı araştırılmadan eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş, davacının sahibi olduğu ve ekip biçtiği tarımsal arazinin yüzülçümü ile bu arazide ne yetiştirdiği kesin bir şekilde belirlendikten sonra, 5510 sayılı Yasa'nın 82.maddesi uyarınca Türkiye Ziraat Odaları Birliğinden, belirlenen yüzölçümü kadar tarımsal arazisi olan bir kişinin yetiştirdiği mahsüle göre ihtilaflı dönemde bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan aylık ortalamasının prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olup olamayacağını sormak, tarımsal faaliyeti nedeniyle davacının kazancını tesbit etmek ve sonucuna göre davacının Tarım Bağ-Kur sigortalılığı ile ilgili karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 25.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy