MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin 02/05/1983 olduğunun ve yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava ,davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 02.05.1983 olarak belirlenmesi ve davacının yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece,davacı tarafa davasını işverene karşı da yöneltmek üzere süre verilmesine rağmen davacının işvereni davaya dahil etmeyeceğini bildirdiği,bu nedenle davada taraf şartı gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki belgelerden davacının 02.05.1983 tarihinde ... Nakliyat ... ünvanlı ... sicil numaralı işyerinde işe başladığını gösteren işe ilk giriş bildirgesinin kuruma 30.05.1983 tarihinde intikal ettiği, SGK nun 08.06.2012 tarihli yazısında 02.05.1983 yılına ait işe giriş bildirgesi mevcut olup işyeri dönem bordrosu vermediğinden davacının hizmetine dahil edilemediğinin bildirildiği anlaşılmaktadır.
Dava, nitelikçe işveren tarafından Sosyal Sigortalar Kurumuna yöntemince verilen işe giriş bildirgesindeki sigortalı işe giriş tarihinin sigortalılık başlangıcı olarak kabul edilmesi istemine ilişkindir. Bu yönüyle davanın yasal dayanağı belirgin olarak 506 sayılı Kanunun 108 maddesidir. Öte yandan, bu tür uyuşmazlıklarda işverenin zorunlu hasım olarak bulunması gerekmez. Zira işveren sigortalı işe giriş bildirgesini süresinde yöntemince kuruma intikal ettirmiştir. Uyuşmazlığı belirgin olarak Sosyal Sigortalar Kurumu çıkardığından husumetin doğrudan kuruma yöneltilmesi gerekmektedir.
Bu bakımdan, davacının ileri sürdüğü deliller toplanmak suretiyle sonucuna göre karar vermek gerekirken işverene davanın yöneltilmesi için verilen kesin önele uyulmadığından söz edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde,davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 04/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy