MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, 13.05.2002 tarihinde iş kazasına uğrayan davacının maddi ve manevi zararının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, maddi tazminat talebi ile ilgili dava takip edilmediğinden davanın HMK 150 ve 320 maddeleri gereğince işlemden kaldırılmasına, iş kazası ile ilgili olarak tespit olunan maluliyet durumu, kusur durumu ve davacının tedavi süreci nazara alındığında manevi tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının iş kazası sonucu sürekli iş Göremezliğe uğramadığı olayda davalının % 40, davacının % 60 oranında kusurlu olduğu, olay tarihinden sonra 3 gün istirahatli olduğu anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanununun 47. maddesine ve 26.06.1966 gün ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre, manevi tazminata hükmedilmesi için 1-Eylem, 2-Zarar, 3-Zarar ile eylem arasında illiyet bağı, 4-Eylemin hukuka aykırı olması, 5- İşçinin cismani zarara uğraması koşuldur. Somut olayda, davacının zararlandırıcı olay sonucunda vücut bütünlüğünün zarara uğramış olduğu açıktır. Zarara uğrayan kişinin, sağlam insana göre sürekli iş göremez duruma gelmese dahi üzüntü ve elem duyacağı, ruh bütünlüğünün bozulacağı hususlarınında cismani zarar kavramına dahil bulunduğu söz götürmez. Hal böyle olunca ve özellikle yukarıda anılan koşulların oluştuğu da dikkate alınarak, uygun, bir miktar manevi tazminat tayin edilmek gerekirken, yazılı gerekçelerle manevi tazminat isteminin tümünün reddine karar verilmiş olması isabetsizdir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 16/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy