MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, yurtdışında çalışmaya başladığı 15/04/1981 tarihinin Türkiye için de sigortalılık başlangıç tarihi olduğunun tespitine, emekliliğinin kabulü ile geriye dönük olarak doğacak eksik maaş ödemelerinin iadesine, söz konusu kurun 9,46'dan hesaplanmasına, aksi yöndeki Kurum sataşmasının önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, temyiz edenin sıfatına, temyiz nedenlerine ve özellikle 15.04.1963 doğumlu davacının 04.04.1972 tarihinden itibaren Almanya'da fiili çalışmasının bulunduğu anlaşılmakla 30 Nisan 1964 tarihli Türk Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin 29.maddesinin 4.bendi hükmü uyarınca yurtdışında ilk defa çalışmaya başladığı 15.04.1981 tarihinin ülkemizde sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabulü yerinde olduğuna göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, 15.04.1963 doğumlu davacının Almanya'da rant sigortasına girdiği 15.04.1981 tarihinin ülkemizde sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabulü, borçlanma bedelinin günlük 9,46 TL den hesaplanarak yurt dışında geçen süreyi borçlanma hakkı bulunduğunun tespiti ile 25 yıl sigortalılık süresi, 46 yaş ve 5075 gün prim gün sayısı koşulları üzerinden davacıya yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ile davacının hak ettiği ve ödenmeyen yaşlılık aylıklarının ödenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının yurtdışında işe giriş tarihi olan 15.04.1981 tarihinin Türkiye'de sigorta başlangıç tarihi olarak tespitine, davacının Türk vatandaşı olarak yurtdışında çalıştığı 15.04.1981-31.12.2011 tarihleri arasındaki sigortalı çalışmalarını borçlanabileceğinin tespitine, aksine Kurum işleminin iptaline, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davacının halen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu, 25.06.2012-30.06.2012 tarihleri arasında 4/1-a bendi kapsamında 6 günlük sigortalı çalışmasının bulunduğu, 29.06.2012 tarihli yurt dışı borçlanma talebi üzerine 15.04.1981-31.12.2011 tarihleri arasında yurt dışında geçen 11057 günlük süreye ait borçlanma bedelinin tahakkuk ettirilerek davacıya tebliğ edildiği, davacının 5401 güne karşılık gelen borçlanma bedelini ödediği, 05.12.2012 tarihli yaşlılık aylığı tahsis başvurusunun sigortalılık başlangıç tarihinin 24.06.1997 kabul edilmesi nedeniyle reddedildiği anlaşılmaktadır.
Kurumun halen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan davacıya 29.06.2012 tarihli başvurusu üzerine 4/1-a bendi kapsamında borçlanma hakkı tanıdığı ve taraflar arasında bu hususta uyuşmazlık bulunmadığı gözetildiğinde davacının borçlanma bedelinin günlük 9,46 TL den hesaplanarak yurt dışında geçen süreyi borçlanma hakkı bulunduğunun tespiti isteminin reddine karar verilmesi doğrudur.
Ne var ki mahkemece taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan diğer hususların doğru saptanmadığı anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık sigortalılık başlangıç tarihinin 15.04.1981 olarak tespiti ile davacının bu tarih sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilmek suretiyle yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanmadığı noktasında olup mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığa yanlış anlam verilerek yaşlılık aylığı koşullarının ve birikmiş aylık alacağı olup olmadığının tartışılması yerine Kurumca davacının borçlanma istemi reddedilmediği ve bu yöndeki bir istemde hukuki yarar bulunmadığı halde uyuşmazlık konusu olmayan borçlanma hakkına dair hüküm kurulduğu görülmektedir.
Mahkemece uyuşmazlık konusu yapılmayan hususlarda hüküm kurulması mümkün olmadığı gibi uyuşmazlık hakkında olumlu yada olumsuz bir karar verilmeyerek yeni uyuşmazlıklara neden olunması da doğru değildir.
Davacının isteminin özü, sigortalılık başlangıç tarihinin 15.04.1981 olarak kabulü ile erkek olan davacının 506 sayılı Kanun kapsamında (4/1-a) bendi kapsamında yaşlılık aylığına hak kazandığının ve biriken yaşlılık aylığının ödenmesi gerektiğinin tespiti istemine ilişkin olup mahkemece davacının yaşlılık aylığı koşullarının değerlendirilerek bu talepler hakkında olumlu yada olumsuz bir karar verilmesi gerekirken taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayan, istenmesinde hukuki yarar da bulunmayan borçlanma hakkına dair hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 05.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.