MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillere ve hükmün dayandığı yasal gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, iş kazasına uğrayan davacının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkeme, davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile, maddi tazminatın 200,00 TL'lik kısmının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile; 15.780,96 TL'lik kısmının ise ıslah tarihinden (26/06/2012) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, davacının manevi tazminat isteminin kabulü ile, davacı için 300,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden,davaya konu 02.09.1996 tarihinde meydana gelen zararlandırıcı olayın Kurum tarafından iş kazası olarak kabul edildiği,davacının Kurumca kabul edilmiş maluliyet oranının %7.2 olduğu,hükme esas alınan ve oluşa uygun bulunan kusur raporunda %70 oranında davalı işverenin, %30 oranında ise davacı işcinin kusurlu olduğunun açıklandığı, 26.03.1997 tarihinde 200,00 TL miktarlı açılan kısmi maddi tazminat davasında müddeabihin 26.06.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile 15.780,86 TL artırıldığı, ıslahen artırılan maddi tazminat kısmı için davalı vekilince süresinde zamanaşımı def-i'nde bulunulduğu anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık bu tür davalarda gerek 818 sayılı B.K.’nun 125. maddesi gereğince gerekse 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146.maddesinde belirtilen 10 yıllık zaman aşımı süresinin hangi tarihte başlatılması gerektiği noktasında toplanmaktadır.
Uygulama ve öğretide kabul edildiği üzere, zamanaşımı failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılmalıdır. Zarar görenin zararı öğrenmesi demek, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açma ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hal ve şartları öğrenmiş olması demektir.
Hal böyle olunca, davacı tarafından 02.09.1996 tarihinde meydana gelen haksız fiile ilişkin maddi tazminat isteminin 26.06.2012 tarihinde ıslahen artırılması üzerine, süresi içerisinde davalı vekili tarafından ileri sürülen zamanaşımı def'i'nin kabul edilerek ıslahen istenilen miktara ilişkin tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, ıslahen istenilen miktarı da kapsar biçimde maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine
07.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy