MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, ilk kesinti tarihini takip eden aybaşından 31/12/2013 tarihine kadar Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının ve davalı Kurumun, aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, dava dilekçesi ile 01.01.1993-2002 tarihleri arasında tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespitini istemiştir.
08/03/2012 tarihli duruşmada ise teslim ettiği ürünlerden ilk Bağ-Kur kesinti tarihi takip eden aybaşından 31.12.2003 tarihine kadar tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespitini talep etmiştir.
Mahkeme, davanın Kabulü ile, davacı ...'nun 01.07.1997-31.12.2003 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasa kapsamında tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine, karar vermiştir.
HMK 176 (HUMK.’nun 83.) ve devam maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya istem sonucunun değiştirebilmesi imkânını sağlamaktadır. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır. Söz konusu 08.03.2012 tarihindeki ıslahın maktu ıslah harcı yatırılmadan yapılmasına göre yargılamaya devam edilmesi yanlış olmuştur.
Yapılacak iş; Mahkemece davacıya ıslah harcını yatırmak üzere süre vermek, verilen süre içerisinde harç yatırıldığı takdirde tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle karar vermek, harç yatırılmadığı takdirde ise dava dilekçesindeki talep yönünden tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle karar vermektir.
Kabule göre ise;
Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesi nazara alınarak davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi de hatalı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının ve davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 02/07/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.