MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı murisi, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacılar vekili tarafından duruşmalı, davalı vekili tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillere , hükmün bozmaya uygun olmasına ve dayandığı yasal gerektirici nedenlere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacılar murisi Ali Çetintaş'ın 31.10.2007 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu yaşamını yitirdiği olayda kazalının % 20 davalı işverenliğin % 80 oranında kusurlu olduğu ve yazılı maddi ve manevi zararlarının giderilmesini istediği anlaşılmaktadır.
Mahkemece ,davacıların tazminat istemleri yazılı şekilde hükün altına alınmış ise de varılan bu sonuç aşağıdaki nedenler ile doğru değildir.
Davacılar maddi tazminata ilişkin taleplerini birleşen 2012/1151 Esas sayılı dava dosyasında yaptıkları 26.11.2012 tarihli ıslah talepleri ile artırdıkları ve de bu istemlerinin usule uygun olduğu halde mahkemece bu ıslah talebine değer verilmemesi doğru oladığı gibi,6100 sayılı HMK'nın 297/2.maddesine göre "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir."hükmüne rağmen davacıların ıslah ile artırılan maddi tazminat istemleri hakkında olumlu yada olumsuz bir karar verilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Bu yönden yapılacak iş,davacıların maddi tazminat istemlerini birleşen ek dava dosyasında ıslahen artırılan miktarlar dikkate alınarak hüküm altına almaktan ibarettir.
3- B.K'nun 47. Maddesinde hakimin bedensel bütünlüğün bozulması halinde olayın özelliklerini göz önünde tutularak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Bedensel bütünlük eş deyişle vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasızdır. Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.6.1966, 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebilir. Bu nedenle hakiminin kararında bu özellikleri objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözönüne alınarak davacı eş yararına hükmedilen 50.000.00-TL manevi tazminat ile davacı üç çocuk yararına hükmedilen 40.000.00-'ar TL manevi tazminatların fazla takdir edildiği ortadadır.
O halde,tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 30/04/2013 günü oy birliği ile karar verildi.