MAHKEMESİ:Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, 19/02/1992-30/09/2009 tarihlerinde 2926 sayılı Kanuna tabi sigortalı olduğunun, 01/10/2009 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davacının tüm, davalı Kurumun ise, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 19/02/1992-30/09/2009 tarihleri arasında tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti ile 01/10/2009 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Dairemizin 20/09/2011 tarih ve 2011/4525 Esas, 2011/6964 Karar sayılı bozma kararı üzerine,
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının 19/02/1992-01/07/1994 tarihleri arasında, Bağ-Kur sigortalısı olarak Kurumun kabulünde olduğundan bu tarihlerle ilgili tespit kararı verilmesine yer olmadığına, yaşlılık aylığı ve diğer sürelere yönelik talebin reddine verilmiştir.
Taraflar arasında uyuşmazlık 19/02/1992-01/07/1994 tarihleri arasındaki dönem yönünden çıkmaktadır.
Gerçekten Tarım Bağ-Kur sigortası kapsamında kesintisiz tarımsal faaliyetin bulunduğunun anlaşıldığı hallerde, gerek 506 ve gerekse 1479 sayılı Yasalar kapsamındaki kısa süreli çalışmaların 2926 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığı tümden sona erdirmeyeceği, 2926 sayılı Yasanın 36 ve 10.maddesindeki şartların da gerçekleşmesi halinde 506 ve 1479 sayılı Yasalar kapsamındaki kısa süreli çalışmalar dışında kalan süreler bakımından Tarım Bağ-Kur sigortalısı olunduğunun kabulünün gerekeceği, ancak 506 ve 1479 sayılı Yasalar kapsamındaki çalışmaların uzun süreli olduğu hallerde ise, tarımsal faaliyetin kesintiye uğradığının ve anılan çalışmaların sona ermesinden sonra, 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığın yeniden başlatılabilmesi için, tescil talebi, doğrudan prim yatırılması veya aynı yasanın 36.maddesine göre ürün bedelinden tevkifat yapılması yoluyla yeniden kayıt ve tescil yolundaki iradenin ortaya konulması gerektiği dairemizin giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Bunun yanında 2926 sayılı Yasa'nın 5 ve 6.maddelerine göre tarım Bağ-Kur sigortalılığının 506 ve 1479 sayılı Yasalar kapsamındaki çalışmaların başlamasından bir gün önce sona ereceğinin ve bu çalışmaların sona ermesinden bir gün sonra başlayacağının gözönünde bulundurulması gerekir.
Öte yandan mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 6100 sayılı HMK 297 (1086 sayılı HUMK 388.mad.) maddesinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, Davacının 01/05/1986-04/12/1986 tarihleri arası tarım Bağ-Kur ve 05/12/1986-18/02/1992 tarihleri arası ise, 1479 sayılı Yasaya tabi Esnaf Bağ-Kur sigortalılığının bulunduğu, 15/06/1994 tarihli prim ödemesine istinaden yeniden 01/07/1994 tarihinde tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil edildiği ve sigortalılığın halen devam ettiği, 25/09/2009 tarihinde emekli aylığı bağlanması talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda, mahkeme tarafından bozma kararına uyulduğu halde bozma gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Davacının 05/12/1986 – 18/02/1992 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında uzun süreli sigortalı olması nedeniyle tarım Bağ-Kur sigortalılığı kesintiye uğramış olup, anılan çalışmaların sona ermesinden sonra, 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığın yeniden başlatılabilmesi için, doğrudan prim yatırılması, tescil talebi veya aynı yasanın 36.maddesine göre ürün bedelinden tevkifat yapılması yoluyla yeniden kayıt ve tescil yolundaki iradenin ortaya konulması gerekmektedir. Uyuşmazlık konusu olan 19/02/1992-01/07/1994 tarihleri arasındaki dönemde prim ödemesi, tescil talebi ve prim tevkifatı olmadığından sigortalılık koşulları bulunmamaktadır. Mahkemece davacının, uyuşmazlık konusu olan dönemde sigortalılık koşulları oluşmadığından, 01/07/1994 tarihinden itibaren Kurumca sigortalı olarak kabul edilmiş olup, hukuki yararı bulunmadığından ve somut olayda yaşlılık aylığı şartları gerçekleşmediğinden davanın reddi yerine, kabul edilen herhangi bir talebi olmadığı halde kısmen kabulü denilerek infazda tereddüt oluşturacak mahiyette karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 370/2 maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı, düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümüyle silinerek yerine,
"1-Davanın reddine
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 1.320,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
3- Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına " rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, 01/07/2013 gününde oybirliğiyle ile karar verildi.