MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, yurtdışında geçen çalışma sürelerini borçlanmaya hakkı olduğunun kabulüne, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, 18.11.1965 doğumlu davacının yurtdışında Türk vatandaşı olarak geçen 1983 ile 26.06.2001 tarihleri arasındaki süreyi borçlanma talep tarihinde Türk vatandaşı olma şartı aranmaksızın borçlanma hakkı bulunduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının 1983 tarihinden 26.06.2001 tarihine kadar Türk vatandaşlığında geçen çalışmalarını borçlanabileceğinin tespitine karar verilmiştir.
3201 sayılı Kanun'un 1.maddesine göre Türk vatandaşlarının yurt dışında 18 yaşını doldurduktan sonra, Türk vatandaşı iken geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri halinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilir.
Somut olayda, 18.11.1965 doğumlu davacı 18.11.1982 tarihinden itibaren yurtdışında bulunmakta ise de 3201 sayılı Kanun'un 1.maddesine göre 18 yaşını doldurduğu 18.11.1983 tarihinden önceki süreyi borçlanması mümkün değildir. Mahkeceme hükümde davacının 1983 yılından itibaren borçlanma hakkı bulunduğunun tespitine karar verilmiş ise de hüküm bu haliyle infazda tereddüt yaratacak niteliktedir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilerek davacının 18.11.1983 tarihinden itibaren borçlanma hakkı bulunduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken infazda tereddüt yaratacak biçimde 1983 tarihinden itibaren Türk vatandaşlığında geçen çalışmalarını borçlanabileceğinin tespitine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 28.maddesine göre doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin sosyal güvenliğe ilişkin kazanılmış hakları saklı olup bu hakların kullanımında ilgili kanunlardaki hükümlere tabidirler. Kanun'un 27.maddesine göre çıkma belgesinin ilgiliye imza karşılığı teslimi ile Türk vatandaşlığı kaybedilir. Türk vatandaşlığını kaybeden kişilerin nüfus aile kütüklerindeki kayıtları kapatılır ve kayıp tarihinden itibaren yabancı muamelesine tabi tutulurlar.
Somut olayda, davacının Türk vatandaşlığından çıkmasına izin verilmiş olup çıkma belgesini teslim aldığı 12.06.2001 tarihinde Türk vatandaşlığını kaybetmiştir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilerek davacının çıkma belgesini teslim aldığı 12.06.2001 tarihine kadar geçen süreyi borçlanma hakkı bulunduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde 26.06.2001 tarihine kadar geçen süreyi borçlanma hakkı bulunduğunun tespitine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Öte yandan davalı ... harçtan bağışık olduğu halde davacı tarafından peşin yatırılan harcın davalıdan tahsiline karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, HUMK'un 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümden silinerek yerine,
"1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,
Kocaeli Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 03/11/2011 tarihli işleminin İPTALİ ile,
Davacının yurtdışında çalışma başlangıçı olan 18.11.1983 tarihinden Türk vatandaşlığını kaybettiği 12.06.2001 tarihine kadar olan süreyi borçlanma hakkı bulunduğunun TESPİTİNE,
2-Davalı ... harçtan muaf olduğundan davacının peşin yatırdığı başvuru ile karar ve ilam harcının kararın kesinleşmesinden sonra talebi halinde davacıya iadesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın kısmen kabul nedeniyle 1.200,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın kısmen reddi nedeniyle 1.200,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı Kuruma ödenmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 28,00 TL tebligat ve 15,00 TL müzekkere gideri olmak üzere toplam 43,00 TL yargılama giderinden kabul ve ret oranına göre takdiren 40,00 TL 'lik bölümünün davalı Kurumdan alınarak davacıya ödenmesine," rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, 11/07/2013 gününde oybirliğiyle ile karar verildi.