MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, ilk kesinti tarihini takip eden aybaşından itibaren Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine, 6111 sayılı kanundan yararlandırılma hakkının saklı tutulmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının yasal şartların oluştuğu dönemde tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Dairemizin 31.01.2012 tarih ve 2012/186 Esas, 2012/849 Karar sayılı bozma ilamıyla 01.01.2005-22.03.2011 dönemi için aşağıda belirtilen ilkelere uygun ayrıntılı araştırma yapılmadan bu dönemler için tespite karar verilmesinin ve kabule göre de usulüne uygun olmayan ıslaha değer verilerek 6111 sayılı Yasadan yararlanabileceğinin tespitine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle bozulması üzerine, Bozma ilamına uyulmasına rağmen bozmada belirtilen ilkelere uyulmadan Mahkemece yine davanın kabulü ile davacının 01.08.1998-22.03.2011 tarihleri arasında tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun ve 6111 Sayılı Yasadan yararlanma hakkının saklı tutulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş kararları; Kurumun prim alacaklarını Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkifat suretiyle tahsil etmesi halinde, Bağ-Kur’un prim ödenmesine rağmen, sigortalıyı re’sen kayıt ve tescil etmemesi, yasanın kendisine yüklediği re’sen tescil yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiğinden, prim tevkifatının yapıldığı tarihi izleyen aybaşından itibaren sigortalı olarak kabulü gerektiği yönündedir.
İlk prim kesintisini izleyen yıllarda prim kesintisi veya ürün tesliminin gerçekleştiğinin belirlendiği durumlarda, bu yıllar için de tespit kararı verilmesi gerekmektedir.
Tarım Bağ-Kur sigortalılığının temel koşulu 2926 sayılı Yasanın 2/1 ve 3/b maddelerinde belirtildiği gibi, tarımsal faaliyette bulunmaktır. Prim tevkifatına dayalı tespit davasında, salt ziraat odası ve kooperatif kaydı gibi belgelerin bulunması, davanın kabulü için yeterli değildir. Tarımsal faaliyetin sürdüğünün, faaliyete ilişkin olarak hangi tarımsal ürünlerin üretildiği, nereye satıldığı veya teslim edildiği gibi hususlar da somutlaştırılarak belirlenmelidir. Prim tevkifatı ve ürün tesliminin, iki yıla kadar olan süre dışında süreklilik arzettiği hallerde de, tarımsal faaliyetin sürekli olduğu kabul edilebilir.
Prim kesintisine dayalı tespit davalarında, ilk prim kesintisinin yapıldığı yılı takip eden yıllarda da, prim kesintisinin veya ürün tesliminin yani tarımsal faaliyetin düzenli olması gerekir. Düzenli prim kesintisi ve ürün tesliminden amaç, bunun her yıl yapılabileceği gibi, prim kesintisi veya ürün tesliminin iki yıla kadar olan süre dışında devam ettiği durumlarda da düzenli olduğu dolayısıyla tarımsal faaliyetin sürekli olduğu kabul edilebilir. Davacının uyuşmazlık konusu dönem içerisinde 01.01.2005-22.03.2011 tarihleri arasında herhangi bir prim kesintisi ve ürün tesliminin olup olmadığının dolayısıyla sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığının yöntemince araştırılmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılması gereken iş; 01.01.2005-22.03.2011 tarihleri arasında herhangi bir prim kesintisi veya ürün tesliminin olup olmadığının araştırılarak prim kesintisi veya ürün tesliminin olduğu anlaşılan dönemler bakımından davacının Tarım Bağ-kur sigortalılığının tespitine, prim kesintisi veya ürün tesliminin olmadığı anlaşılan dönemler bakımından ise davanın reddine karar vermekten ibarettir.
Kabule görede; davacının dava dilekçesinde yapılandırma yasasından, yararlandırılması konusunda bir talebi bulunmadığı ve dava konusu yapmadığı bir konuda ıslahla talepte bulunamayacağı halde mahkemece bu yön gözetilmeksizin 6111 sayılı Yasadan yararlanabileceğinin tespitine karar verilmiş olması ayrıca ıslah ile tespitini istediği döneme ilişkin istemin artırılması mümkün ise de söz konusu ıslahın maktu ıslah harcı yatırılmadan yapılmasına göre, usulüne uygun olmayan ıslaha değer verilip, karar verilmeside hatalı olmuştur.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, sair yönlerin incelenmesine yer olmadığına, 24/06/2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy