MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacılar, murisinin geçirmiş olduğu kazanın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava; davacıların murisinin 3.8.2000 tarihinde, vefat etmesi olayının iş kazası olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, taraflar arasındaki ilişkinin hizmet akdine dayalı olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç hatalı olmuştur.
Uyuşmazlık davalı işyerinde geçen çalışmaların hizmet akdi olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine ilişkindir.
Uyuşmazlığın çözümü için "sigortalı", "işveren", "hizmet akdi" kavramlarının tartışılması gerekir.
506 sayılı Kanun'un 2. maddesinde bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanların bu kanuna göre sigortalı sayılacakları, 4. maddesinde bu kanunun uygulanmasından 2. madde de belirtilen sigortalıları çalıştıran gerçek veya tüzel kişilerin işveren olduğu bildirilmiştir.
Olayda sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için sigortalılık niteliğini edinmenin koşulları üzerinde durulmalıdır. Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için kural olarak hizmet akdinin çalıştırılana yüklediği edim işverene ait işyerinde görülmeli, çalıştırılan 506 sayılı Kanun'un 3. maddesinde belirtilen sigortalı sayılmayan kişilerden olmamalıdır.
Hizmet akdi; iş sahibi ile işçi arasında yapılan belli veya belli olmayan bir süre içinde görülen iş karşılığı ücret ödenmesini gerektiren bir sözleşmedir.
Hizmet akdinin unsurları;
1-Hizmetin belirli veya belirli olmayan bir zaman içinde görülmesi,
2-Hizmet akdinin konusu olan edimin işverene ait işyerinde yerine getirilmesi
3-Edimin ifası sırasında işverenin denetim ve gözetimi altında bulunması
4-Edimin ücret karşılığında yapılması ve ücretin zaman esası üzerinden saptanmasıdır.
Ücret zaman itibariyle olmayıp yapılan işe göre verildiği takdirde dahi belirli ya da belirli olmayan bir zaman için alınmış veya çalışılmış oldukça hizmet akdi yine mevcuttur. Hizmet akdinde emir ve talimat yetkisi işçinin çalışma yerinin, işe başlangıç ve sona eriş saatinin işverence tespiti biçimindedir.
Hizmet akdinin belirleyici ve ayırıcı unsurları zaman ve bağımlılıktır. Zaman ve bağımlılık unsurlarını birlikte gerçekleştirecek biçimde çalışmanın varlığı halinde aradaki ilişkinin hizmet akdine dayalı olduğunun kabulü gerekir.
Somut olayda; davalı işverenin, Karaman Orman İşletme Müdürlüğü, Bucakışla Orman İşletme Şefliğinin 2000 yılı istihsal programı kapsamında 6.6.2000 tarihinde dikiliden ağaç aldığı, ölene dikili ağaç satışı yapılmadığı, ölenin davalı işverenin işçisi olarak bir süre kendisine ait motorlu hızar makinesi ile ağaç kesin işinde çalıştığı, olay günü de davalı işverenin işçisi olarak dere kenarına yuvarlanan tomrukları çekmek için olay mahalline gittiği, davalı işverene ait tomrukların yukarı çekilmesi esnasında kazanın meydana geldiği, bu hususun davalı işverenin olaydan hemen sonra 3.8.2000 tarihinde Jandarmada sanık olarak verdiği ifadesinde ve bir kısım tanık ifadelerinde de belirtildiği, ölüm olayı ile ilgili olarak, ... , ..., ... , ... ve ... aleyhinde dava açıldığı, ... ’nin beraaat ettiği, diğer sanıkların cezalandırıldığı, kararın 9. Ceza Dairesi tarafından 28.3.2007 tarihinde onandığı, buna göre ölenin davalı işverenin işçisi olarak olay mahallinde onun talimatı ile bulunduğu ve çalıştığı, taraflar arasında gerçekleşen ilişkinin hizmet akdine dayalı olmakla birlikte, 506 sayılı Yasa'nın 3. maddesinde belirtilen sigortalı sayılmayanlara ilişkin istisnalara da girmediği, bu haliyle davacının çalışmasının 506 sayılı Yasa kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Buna göre Mahkemece red kararı verilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş; yukarıdaki açıklamalar ışığında taraflar arasında gerçekleşen ilişkinin hizmet akdine dayalı olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yanılgılı değerlendirme sonucunda davanın kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacılara iadesine 25/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.