MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı ve davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun tüm, davacının ise, aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 01/02/1988 – 14/7/1992 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, Dairemizin 13/06/2011 tarih ve 2011/1057-5519 E-K sayılı bozma ilamı üzerine, davanın kısmen kabulü ile davacının 01/02/1988 tarihinde davalı işyerinde bir gün süreyle sigortalı olarak çalıştığının tespitine ve fazla talebin reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/8. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davalı şirkete ait triko atölyesinde makine ustası olarak çalıştığını iddia eden davacının 14.7.1992 tarihinde Kurum kayıtlarına giren işe giriş bildirgesi ile 01/02/1988 tarihinde işe başladığının bildirildiği halde sigortalı çalışmalarının 01.2.1994 tarihinden itibaren 210 gün olarak Kuruma bildirildiği, davacının 15.8.1992-30.11.1993 tarihleri arasında 60409 sayılı dava dışı ... isimli işyerinde 465 günlük çalışmasının bulunduğu, uyuşmazlık konusu dönem yönünden davalı tarafından Kuruma dönem bordrolarının verilmediği, SSK Ankara İhtiyarlık Sigorta Müdürlüğü'nün 14.7.1992 gün ve 151563 sayılı yazısına göre, Kurum görevlilerince yapılan denetim sonucunda davalı şirketin “...” sicil numaralı işyerinde iki sigortalı çalıştırdığı halde işe giriş bildirgelerini düzenlemediği anlaşıldığından davalı şirketin idari para cezası ile cezalandırıldığı ve para cezasının 14.7.1992 tarihinde ödendiği, bu çalışanlardan birinin davacı olduğu, davalı işyerinin 1.5.1987 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, yapılan kolluk araştırmaları sonucunda geriye yönelik komşu işyerlerinin tespit edilemediği, davacı tanığı olan ve komşu işyerlerinde çalıştığını belirten ... ifadesinde, 1987 yılında ... Giyimde makineci olarak çalışmaya başladığını, davalı ... şirketinin kendi işyerine çok yakın olduğunu ve davacının da burada makineci olarak çalışmaya başladığını, bu iki işyerinin aynı sokakta olduğunu, öğle araları davacı ile görüştüklerini, bir süre burada çalıştıktan sonra bir üst sokak olan ilkiz sokaktaki İleri Giyimde çalışmaya başladığını, bu işyerinde bir yıl kadar çalıştıktan sonra yine aynı civarda bulunan ... caddesindeki ... Giyimde çalışmaya başladığını ve buradada yedi yıl kadar çalıştığını, bu işyerlerinin aynı bölgede bulunduğunu, bu nedenle davacının davalıya ait işyerinde makineci olarak çalıştığını beyan ettiği, tanığın çalıştığını öne sürdüğü işyerlerinin gerçekten komşu işyeri olup olmadığının araştırılmadığı, 02/02/2006 tarihli celsede davalı şirket temsilcisi ... beyanında davacı bizim işyerimizde çalıştı ancak ne kadar süre ile çalıştığını bilmediğini belirttiği, Kurumun 14/07/1992 tarih ve 151563 sayılı belgesinde davalıya ait işyerinde davacı ile birlikte iki kişi çalıştığı halde, işe giriş bildirgeleri verilmediği gerekçesiyle davalıya idari para cezası tahakkuk ettirildiği, mahkemece çalıştığı belirtilen diğer kişinin tespit edilip dinlenmediği ve böylece davacının çalışma olgusunun yeterli ve gerekli bir araştırmayla hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmediği anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, öncelikle davacı tanığı olarak dinlenen ... isimli şahsın hizmet döküm cetveli getirtilip ve ifadeside dikkate alınarak bildirim yapılan işyerlerinin komşu işyerleri olup olmadıklarını araştırmak, Kurumun 14/07/1992 tarih ve 151563 sayılı belgesinde davalıya ait işyerinde davacı ile birlikte çalıştığı belirtilen diğer kişiyi tespit edip beyanını almak, ayrıca davalı şirket temsilcisi ... davacının işyerlerinde çalıştı ancak ne kadar süre ile çalıştığını bilmediğini belirten beyanı da dikkate alınarak tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 21/10/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy