MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, yurtdışındaki çalışmalarının borçlanabileceğinin tespitiyle kurum sataşmalarının önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının yurtdışında Türk vatandaşı olarak geçen süreyi borçlanma hakkı bulunduğunun ve borçlanılan sürenin 5510 sayılı Kanun'un 4/1-(a) bendi kapsamında sigortalılık statüsünde kabul edilmesi gerektiğinin tespiti istemine ilişkin olup davacı vekili 7.3.2013 tarihli duruşmada davacının 5510 sayılı Kanun'un 4/1-(a) maddesi kapsamında sigortalı olarak tescili istemini atiye bıraktığını beyan etmiştir.
Davacı vekili atiye bıraktığı talebini bu şekilde ifade etmekle birlikte dava dilekçesinin içeriği ve atiye bırakma beyanı birlikte değerlendirildiğinde davacı vekilinin "borçlanılan sürenin 5510 sayılı Kanun'un 4/1-(a) bendi kapsamında sigortalılık statüsünde kabul edilmesi gerektiğinin tespiti" istemini atiye bıraktığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının Almanya'da çalışmaya başladığı tarih ile Türk vatandaşlığından izinle çıktığı tarih arasındaki hizmetlerini borçlanabileceğinin tespitine ve davacı vekilinin davacının 4/A statüsü hakkındaki talebini atiye bıraktığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Davacı taraf 07.03.2013 tarihli duruşmada talebinin bir kısmını atiye terk ettiğini bildirmiş ve mahkemece bu talep yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Davacı tarafın davasının bir kısmını atiye terk ettiğini bildirdiği duruşmada davalı Kurum vekili hazır bulunduğu halde davayı kendisinin takip edeceğini beyan etmemiştir. Yasada davanın atiye terkine ilişkin bir düzenleme bulunmayıp yapılan işlem davanın takipsiz bırakıldığının açıklanmasına ilişkindir. Davanın takipsiz bırakılması halinde yapılması gerekenler ise HUMK 409. maddesinde düzenlenmiş olup anılan madde gereğince dosyanın işlemden kaldırılması ve üç ay içerisinde davanın yenilenmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekir.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan davanın takipsiz bırakılması nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılmasına ve üç ay içerisinde davanın yenilenmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Kabule göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmesine karşın yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılmaması ve davalı Kurum yararına avukatlık ücretine hükmedilmemesi de doğru değildir.
O halde davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 06/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy