MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 16.09.1999-01.06.2007 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak geçen ve Kuruma eksik kayıt ve tescil edilen çalışmaların tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, isteğin,kısmen kabulü ile davacının davalıların murisleri ... ait işyerinde 16.09.1999-16.05.2002, 25.01.2003-01.03.2003, 27.02.2006-01.06.2007 tarihleri arasında sürekli ve kesintisiz olarak çalıştığı, bu süreler içerisinde davalı SGK Başkanlığı'na bildirilmeyen 591 gün çalışmasının olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden 1.1.1994,16.9.1999,25.1.2003 tarihli üç adet işe giriş bildirgesinin davalı işverence Kuruma süresinde intikal ettirildiği,davalı işyerinde 16/09/1999-16/05/2002, 25/01/2003-01/03/2003, 27/02/2006-01/06/2007 tarihleri arası toplam 859 günlük sigortalı çalışmalarının bulunduğu anlaşılmaktadır..
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı, kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları ya da
komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda dinlenen bordro tanıklarının davalı işyerinde kısa süreli çalıştıkları, tespiti istenen döneme ilişkin 2004/12 ile 2007/6. aylar arası dönem bordroların mevcut olmasına rağmen 16.9.1999-2004/12. aylar arası dönem bordrolarının bulunmadığı, davacı tanıklarından ...'ın ve bordro tanığı ...'in davacının davalılara ait otel işyerindede çalıştığını beyan etmelerine karşın davalıların murisine ait otel işyeri olup olmadığının kurumdan sorulmadığı, dosya içeriğinden hizmet tespiti davalarında aranan niteliklere sahip tanık niteliğinde komşu işyeri sahibi veya çalışanı niteliğinde tanık dinlenmediği, giderek bu tür davaların kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle re'sen inceleme ve araştırma yapılması gerektiği gözardı edilerek sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, davanın nitelikçe kamu düzenine ilişkin olduğu gözönünde tutularak davalı işyerinin uyuşmazlık dönemine ait 16.9.1999-2004/12. aylar arası dönem bordrolarının bulunmama sebebinin ve davalıların murisine ait otel işyeri olup olmadığının kurumdan sorularak ve varsa bu işyerine ait dönem bordrolarınında kurumdan celbedilmek sureti ile dönem bordrolarında yer alan tanıkların beyanlarına başvurmak, bu dönemlerde çalışması bulunan komşu işyeri işverenleri ve bu işverenler tarafından çalışmaları Kuruma bildirilen kimseler zabıta marifetiyle belirlenip beyanlarına başvurularak, hizmet hususunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde ispatı için gerekli delilleri toplamak, ve tüm delillerin birlikte değerlendirilmek suretiyle çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.Hukuk Genel Kurulu’nun 16.6.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün ve 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64 E.ve K. 15.10.2003 gün ve 2003/21-634-572 E. K. sayılı kararları da aynı yöndedir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan ..., ... ve ...'e iadesine, 14/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy