MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davalı Kurum, yerel mahkemenin 22/12/2011 tarih, 2010/785-2011/1141 sayılı kararında davacının isteğe bağlı sigortalılık durumunun ve süresinin tashih ve tavzih edilerek hüküm kısmına eklenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, tavzih ve tashih talebinin reddine karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
İstek, nitelikçe maddi hatanın düzeltilmesi istemine ilişkindir.
İş mahkemelerinden verilen kararlar ve buna bağlı Yargıtay ilamına karşı karar düzeltme yolu bulunmamaktadır. Ne var ki, Yargıtay onama ve bozma kararlarında maddi yanılgı bulunması halinde usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceği, giderek maddi yanılgının düzeltilmesi gerektiği Yargıtay'ın oturmuş ve yerleşmiş içtihatlarındandır.
Dava, davacının esnaf sicil kaydının 25.6.2007 tarihine kadar devam etmesi nedeni ile 1479 sayılı Yasa'ya tabi zorunlu sigortalılığını bu tarih itibari ile sonlandıran Kurum işleminin iptali ile, davacının zorunlu sigortalılığının 28.2.2000 tarihi itibari ile sonlandırılması gerektiğinin tespiti ve bu tarihten tahsis talebinde bulunduğu tarihe kadar isteğe bağlı sigortalı kabul edilerek, 1.5.2010 tarihi itibari ile yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulü ile, davacının zorunlu Bağ-Kur sigortalılık süresinin 23.2.2000 tarihi itibari ile sona erdiğinin tespiti ile, 1.5.2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının ve davacıya aylık bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Dosya içindeki kayıt ve belgelerden; 18.10.1990 tarihinde Kurum kayıtlarına intikal eden işe giriş bildirgesi uyarınca ve vergi kaydına istinaden davacının 5.9.1990 tarihi itibari ile 1479 sayılı Yasa kapsamında sigorta tescilinin yapıldığı , davacının 6.6.1988-19.7.1988, 5.9.1990-31.12.1995, 1.1.1996-3.6.1998 tarihleri arasında vergi kaydının, 3.10.1990-23.2.2000 tarihleri arasında oda kaldının,28.9.1990-25.6.2007 tarihleri arasında esnaf sicil kaydının bulunduğu, Kurumun sicil kaydının devam etmesi nedeni ile zorunlu bağ-kur sigortalılığını 25.6.2007 tarihine kadar devam ettirdiği ve 1.3.2000 tarihinde başlaşan isteğe bağlı sigortalılığının sonladırdığı ve 1.4.2010 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebinin ise prim borcu bulunması nedeni ile reddettiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda; davacının zorunlu bağ-kur sigortalılığının 23.2.2000 tarihi itibari ile sonlandırılmasına karar verilmesi yerinde ise de; isteğe bağlı sigortalılık hususunda yeteri kadar araştırma yapılmaksızın hüküm kurulmuş olması hatalı olmuştur.Davacının 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalılığının vergi kaydına istinaden 6.6.1988 tarihinde başlaması gerektiğinin kabulü ve buna göre 6.6.1988-19.7.1988, 5.9.1990-23.2.2000 tarihleri arasında zorunlu bağ-kur sigortalısı kabul edilmesi gerekirken, bilirkişi tarafından düzenlenen rapora göre, sigortalılık sürelerini mükerrer şekilde tespit etmek sureti ile ( 05/09/1990-31/12/1995 arası 1916 gün, oda ve sicil kaydına istinaden 28/09/1990-23/12/2000 arası 3385 gün, isteğe bağlı sigortalı olarak 29/02/2000-05/04/2010 arası 3636 gün olmak üzere toplam 8937 gün ) oluşturulan raporun hükme esas alınması ve mahkemece de bu hususa dikkat edilmeksizin hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkemece yapılacak iş, davacıyı 6.6.1988-19.7.1988, 5.9.1990-23.2.2000 tarihleri arasında zorunlu bağ-kur sigortalısı kabul edip, bu süreler için prim borcu olup olmadığı ve fazla ödeme olması halinde yapılan ödemelerin, ödeme tarihinden itibaren ne kadarlık süreyi kapsadığı hususları davalı Kurumdan sorulmalı, ayrıca davacı 23.2.2000 tarihinden sonra yaptığı prim ödemeleri ödemeye başladığı tarihlerden sonra karşıladıkları süre kadar 1479 sayılı Yasa kapsamında isteğe bağlı sigortalı kabul edileceğinden, yaptığı ödemelerin karşıladığı süreler Kurumdan sorulup çıkacak sonuca göre yaşlılık aylığı şartlarını değerlendirmekten ibarettir.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Ne var ki, İstanbul 9. İş Mahkemesi’nin 22.12.2011 gün ve Esas:2010/785, K:2011/1141 sayılı kararı, maddi hata sonucu Dairemizin 3.6.2013 gün ve E:2012/5383, K:2013/11632 sayılı kararı ile onanmıştır.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan maddi hata istemi kabul edilmeli, Dairemizin 3.6.2013 gün ve E:2012/5383, K:2013/11632 sayılı onama ilamı kaldırılarak, mahkemenin 22.12.2011 gün ve Esas:2010/785, K:2011/1141 sayılı kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının maddi hata isteminin kabulüyle, Dairemizin 3.6.2013 gün ve E:2012/5383, K:2013/11632 sayılı onama ilamının kaldırılmasına, İstanbul 9. İş Mahkemesi’nin 22.12.2011 gün ve Esas:2010/785, K:2011/1141 sayılı kararının yukarıdaki şekilde BOZULMASINA, 30.10.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.