MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan ...'a ait işyerinde gösterilen çalışmalarının iptali ile 10/10/2005 tarihinden itibaren kesintisiz şekilde davalılardan .... .Şti'de çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum ile... vekillerince ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı işyerlerinden ...'a ait işyerinde geçen ve Kurum'a bildirilen hizmet sürelerinin iptali ile .... Şti. nezdinde 10/10/2005-28/10/2011 tarihleri arasında kesintisiz olarak geçen hizmetinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının davalılardan ...'a ait işyerinde gösterilen çalışmalarının iptaline, davacının 10/10/2005-03/10/2011 tarihleri arasında ... nezdinde asgari ücretle çalıştığının tespitine ve bu çalışmalarının sigortalı sayılması gerekeceğinin tespitine” dair hüküm kurulmuştur.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.
Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu, niteliği, başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen
-gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 01/01/2010 tarihli işe giriş bildirgesinin davalı işyerince düzenlenmiş olup Kurum kayıtlarına intikal ettiği, davacıya ait hizmet cetvelinde 01/01/2010-30/08/2011 tarihleri arasında davalı .. sicil no lu ... ünvanlı davalı işyerince davacı adına hizmet bildiriminde bulunulmuş olduğu, 01/01/2010 tarihinde işyerinde çalışmaya başlanacağına ilişkin sözleşmenin taraflar arasında akdolunmuş olup dosyaya sunulduğu, davalı ... nezdinde geçen bu döneme ilişkin, davacının imzasını da içeren ücret bordrolarının sunulduğu, davalı ...'a ait işyerinin ilgili dönem bordrolarında davacı ile birlikte Bülent Yakar adlı sigortalı çalışan dışında başkaca kayıtlı çalışanın bulunmadığı, ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2012/155 Esas, 2013/130 Karar sayılı ilamının eklendiği, 2007/08.-2011/06. dönemi arası davacıya ait kredi kartı ekstrelerinde davacının adresinin davalı “.... ..” olarak kayıtlı olduğu, davacının davalı otomobil satış mağazasında çalıştığına dair üzerinde tarih bilgisi yer almayan ve davalı işyeri yaka kartının davacının boynunda asılı olduğu, satışta olan otomobiller önünde çekilmiş fotoğraflar ile işyeri çalışanlarını gösterir şablona ait fotoğrafın sunulduğu, fotoğraftaki şablon üzerinde işyeri çalışanları arasında davacının satış elemanı olarak kaydının bulunduğu, alınan bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu, duruşmalarda davacı ... davalı tanıklarının dinlenmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda, duruşmalarda dinlenen dinlenen tanıkların yerleşik Yargıtay içtihatlarında belirtilen tanık niteliğinde olmadığı, tanık beyanlarının yetersiz ve çelişkili olduğu anlaşılmakla Mahkemece davacının davalı şirket nezdinde çalıştığı iddiasının hiçbir tereddüte yer vermeksizin belirlenmeden yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Yapılacak iş; tanık beyanları arasındaki çelişkileri gidermeye yönelik olarak davalı ... O..a Kurum'dan istemek suretiyle her iki davalı işyerinde bordrolarda adı geçen sigortalı çalışanları re'sen belirleyerek tanık olarak beyanlarına başvurmak, tanıkların beyanları ile yetinilmez ya da adreslerine ulaşılamaz ise.. Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, gerektiğinde araştırma genişletilerek gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde... ve ...'a iadesine, 29.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy