MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1- Mahkeme tarafından davalı vekiline temyiz harcını tamamlaması için çıkarılan muhtıranın uyap ortamındaki halinin usulüne uygun olmadığı anlaşıldığından ve gerekli harç ve giderleri de tamamlaşmış olduğundan Mahkemenin davalı vekilinin temyiz talebinin reddine dair 01.09.2014 tarihli kararın kaldırılmasına,
2- Dava, 14.02.2012 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu sigortalının maddi zararının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, 11.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiz oranı ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 3.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, davacı tarafça yapılan ıslahın süresinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
6100 sayılı HMK'nun 176 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya talep sonucunu değiştirebilmesi imkânını sağlamaktadır. İki taraf da duruşmada hazır iseler ıslah sözlü olarak yapılabilir. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır.
HMK'nun 181.maddesinde kısmi ıslah için, bir haftalık süre verileceği ve süresi içinde yapılmaması durumunda ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edileceği açıkça hükme bağlanmıştır. Ayrıca HMK'nun 90. maddesinde sürelerin kanunda belirtileceği veya hakim tarafından tespit edileceği, kanunda belirtilen istisna durumlar dışında hakimin kanundaki süreleri artırıp eksiltemeyeceği bildirilmiştir.
Somut olayda davacı vekili, bilirkişi raporunun dosyaya sunulmasında sonra 22.05.2014 tarihli oturumda davayı ıslah etmek üzere mahkemeden talepte bulunmuş, mahkemece kendisine iki haftalık kesin süre verilmiştir. Davacı, yasal 1 haftalık süre ve aynı zamanda hukuki sonuç doğuramayacak olan mahkemece verilen süre de geçtikten sonra 06.06.2014 tarihinde harcını yatırmak suretiyle ıslah etmiş, mahkemece de ıslah edilen değerler üzerinden hüküm kurulmuş ise de süresinde yapılmayan ıslaha değer verilerek hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itrazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 28/05/2015 gününde oy birliğiyle karar verildi.