MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, Türk vatandaşı olarak geçen sürelerin 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanabileceğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının yurt dışında Türk vatandaşı olarak geçen süreyi borçlanma talep tarihinde Türk vatandaşı olma şartı aranmaksızın borçlanma hakkı bulunduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının 24.02.1980-27.07.2000 tarihleri arasında yurt dışında geçen süreyi 3201 Sayılı Yasa'ya göre borçlanma hakkı bulunduğunun tespitine karar verilmiştir.
3201 sayılı Kanun'un 1.maddesine göre Türk vatandaşlarının yurt dışında 18 yaşını doldurduktan sonra, Türk vatandaşı iken geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen ... kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri halinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilir.
Somut olayda, 01.03.1964 doğumlu davacının 01.09.1981 tarihinden itibaren yurt dışında çalışması bulunmakta ise de 3201 sayılı Kanun'un 1.maddesine göre 18 yaşını doldurduğu 01.03.1982 tarihinden önceki süreyi borçlanması mümkün değildir.
Mahkemece, davacının yurt dışında 01.03.1982-27.07.2000 tarihleri arasında geçen süreyi borçlanma hakkı bulunduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken 3201 sayılı Kanun'un 1.maddesine aykırı biçimde 18 yaşını doldurmadan önce yurtdışında geçen süreyi de kapsar biçimde borçlanma hakkı bulunduğunun tespitine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK'un 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı, düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının (1.) bendinde yer alan "24.02.1980" tarihinin silinerek hükümden çıkartılmasına ve yerine "01.03.1982" tarihinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, 08/12/2014 gününde oybirliğiyle ile karar verildi.