MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, maluliyet oranının ve maluliyet başlangıç tarihinin tespitine, maluliyet aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının maluliyet başlangıç tarihinin ve oranının tespiti ile maluliyet başlangıç tarihinden itibaren maluliyet maaşının bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile "davacının 03.05.2013 tarihinden itibaren çalışma gücünün en az %60 ını kaybetiğinin tespitine davacının yasal şartları tamamladığı 02.03.2014 tarihini takip eden ay başından itibaren yani 01.04.2014 tarihinden itibaren maluliyet aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine" karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 03.03.2004-15.11.2011 tarihleri arasında 2695 gün 5510 sayılı Yasa'nın 4/1-(a) maddesi kapsamında sigortalılığının bulunduğu, 03.10.2011 tarihinde davalı Kuruma müracaat ettiği, Kurumun 07.12.2011 tarihli kararı ile davacının %60 oranında çalışma gücünden kaybetmediğinden maluliyet aylığından yararlanamayacağına karar verildiği, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu'nun 13.04.2012 tarihli kararında davacının %60 oranında malul olmadığının belirtildiği, Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu'nun 29.05.2013 tarihli kararında davacının çalışma gücünün en az %60 oranında kaybetmemiş olduğundan malul sayılamayacağına karar verildiği ancak Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'nun 27.03.2014 tarihli kararında davacının beden çalışma gücünün en az %60 ını kaybetmiş sayılacağına ve 15.01.2015 tarihli raporunda, maluliyet başlangıç tarihinin 03.05.2013 tarihi olduğuna karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 5510 sayılı Kanunun 25/1. maddesine göre çalışma gücünün en az % 60'ını kaybeden kişinin malul sayılacağı belirtilmiştir. Aynı yasanın 26. maddesine göre de; 25. maddeye göre malul sayılan, en az 10 yıldan beri sigortalı bulunup toplam olarak 1800 gün veya başkasının bakımına muhtaç derecede malul olan sigortalılar için ise sigortalılık süresi aranmaksızın 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması ve maluliyeti nedeni ile sigortalı olarak çalıştığı işten ayrıldıktan veya işyerini kapattıktan veya devrettikten sonra Kurumdan yazılı istekte bulunulması halinde malullük aylığı bağlanacağı hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda; mahkemece davacının maluliyetinin başlangıç tarihi olarak belirlenen 03.05.2013 tarihi itibariyle 10 yıl sigortalılığı bulunmadığından, 02.03.2014 tarihinde 10 yıl sigortalılık şartını yerine getirdiği tarihi takip eden aybaşı olan 01.04.2014 tarihinden itibaren aylığa hak kazandığının tespitine karar verilmiştir. Halbuki başkasının bakımına muhtaç derecede malul olduğu belirtilmeyen davacının maluliyet aylığı şartlarından olan 1800 gün prim ödeme gün sayısını yerine getirse de 10 yıldan beri sigortalı olma şartını yargılama sırasında yerine getirdiği anlaşılmaktadır. Bu sebeple davanın açılış tarihi olan 23.07.2012 tarihi itibariyle maluliyet aylığı şartlarını yerine getirememiş davacının yargılama sırasında şartları sağladığı gerekçesi ile maluliyet aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesi yerinde değildir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 07.11.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.