MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, % 26.2 oranındaki meslek hastalığı maluliyetinin tespitine, 21/10/2008 tarihinden itibaren maluliyet aylığı bağlanmasına, bağlanacak aylıkların yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1- Davacının temyiz istemi yönünden; Mahkemece verilen 30.06.2016 tarihli kararın, davacı vekili tarafından 01.07.2016 tarihinde temyiz edildiği, 04.08.2016 tarihli dilekçe ile davacı vekilinin temyiz isteminden feragat ettiklerini beyan ettiği ve vekaletnamesinde temyizden feragate dair yetkisi bulunduğu anlaşıldığından davacının temyiz talebinin feragat nedeniyle REDDİNE
2- Davalının temyiz istemine gelince; Dava, davacıya 21/10/2008 tarihinden itibaren % 26,2 malüliyet oranı üzerinden sürekli iş göremezlik geliri bağlanması ve ödenmeyen gelirden şimdilik 10,00TL'nin yasal faiziyle ödenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra yapılan yargılama neticesinde istemin kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizin 19.01.2015 tarih ve 2014/863 Esas, 2015/544 Karar sayılı ilamında manevi tazminat davasında kurumun taraf olmadığı, bu nedenle manevi tazminat davasında verilen kararın Kurum açısından bağlayıcı olmadığı dolayısıyla iş bu davada malüliyetin tespiti yönünden rapor alınmadan sonuca gidilmesinin hatalı olduğu belirtilerek mahkeme kararının bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 6.3.2002 gün ve 1/119-135 sayılı kararında da belirtildiği üzere; bozma kararına uyması ile Mahkemenin bozma kararı doğrultusunda işlem yapma yükümlüğü doğar. Bu ilke Usul Kanunun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeni ile ilgilidir. Yargıtayın bozma kararına uymuş olan Mahkemenin, bozma gereğince değerlendirme yaparak yeni hükmünü tesis etme zorunluluğu vardır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının ... Genel Müdürlüğü aleyhine açtığı ve Dairemizce onanarak kesinleşen .... 1. İş mahkemesinin 2009/806 Esas sayılı manevi tazminat davası dosyasında, Adli Tıp Genel Kurulundan alınan raporda davacının % 26,2 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiğinin tespit edildiği, .... tarafından düzenlenen 03.12.2014 tarihli raporda maluliyetin 13.06.2013 tarihinde artarak %60’a ulaştığının tespit edildiği, Yüksek Sağlık Kurumu’nun 13.02.2015 tarihli raporunda da benzer şekilde %60 maluliyet tespit edilmekle beraber, davacının iddia ettiği şekilde 21.10.2008 tarihi itibariyle %26,2 oranında malul olup olmadığının tespit edilmediği anlaşılmıştır.
Bedensel ve ruhsal arızalar nedeniyle sigortalıya ya da hak sahiplerine sosyal sigorta yardımlarının yapılabilmesi, yasal çerçevede bir raporun alınmış olmasına bağlıdır.
5510 sayılı Yasa’nın 95. maddesine göre "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usûlüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usûlüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığı ile Kurumun birlikte çıkaracağı yönetmelikle düzenlenir.
Bu yasal düzenleme gereğince düzenlenen Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşleri Yönetmeliğinin Geçici 1. maddesinde; Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce çalışma gücü kaybı, iş kazası, meslek hastalığı, vazife malullüğü, harp malullüğü sonucu meslekte kazanma gücü kaybı ile erken yaşlanma durumlarının tespiti talebinde bulunan sigortalılar ve hak sahipleri için, yürürlükten kaldırılan ilgili sosyal güvenlik mevzuatının 5510 sayılı Yasa’ya aykırı olmayan hükümlerinin uygulanacağı, 5. maddesinde sigortalı ve hak sahiplerinin çalışma gücü oranlarının a) Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastaneleri, b) Devlet Üniversitesi, c) Türk Silahli Kuvvetlerine bağlı asker hastaneleri, ç) sigortalıların ikamet ettikleri illerde (a), (b), (c) bentlerinde belirtilen hastanelerin bulunmaması durumunda Sağlık Bakanlığı tam teşekküllü hastanelerin yetkili olduğu bildirilmiş, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 56. maddesinde ise Kurum Sağlık Kurulunca verilen karara karşı yapılan itirazların Yüksek Sağlık Kululunca inceleneceği bildirilmiştir.
Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulu tarafından verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu kararına itiraz edilmesi halinde inceleme öncelikle Adli Tıp Kurumu İhtisas ve giderek Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
Somut olayda, davacının iddiası doğrultusunda 21/10/2008 tarihi itibariyle %26,2 oranında malul olup olup olmadığının araştırılmayarak bu tarihten sonraki bir dönemde maluliyetin %60’a ulaştığı kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece yapılması gereken iş; davacının iddiası ve talebi doğrultusunda %26,2 oranındaki maluliyetinin başlangıç tarihinin yukarıda açıklanan prosedüre göre belirlenerek oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine
07.11.2016 gününde oy birliğiyle karar verildi.