MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, ödeme emrinin iptali ile takibin devamına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
...Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere ve temyiz kapsam ve nedenlerine göre davacı ve davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
Dava ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacı asilin kendini vekille temsil ettirmediği, dava konusu borçların 2002/6-.... aylara, 2003/.......aylara, 2004/.......aylara, 2005/...ve 2. aylara ilişkin prim borçlarından oluştuğu, davanın 08.04.2014 tarihinde açıldığı, davacının zamanaşımı def'inde bulunarak ödeme emirlerinin iptalini talep ettiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, ödeme emrinin 2002/6-2004/...aylar arası ödeme emirlerinin zamanaşımı nedeniyle iptaline, diğer dönemler itibariyle açılan davanın reddine ve davacı asil lehine vekalet ücretine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 80, 5510 sayılı Kanunun 88 ve 6183 sayılı Kanunun mükerrer .... maddesi olup, davadaki sorunun bu maddeler ile birlikte değerlendirilerek çözüme kavuşturulması gerektiği ortadadır.
Uyuşmazlık, prim borcunun zamanaşımı süresinin hangi mevzuata göre belirleneceği noktasında toplanmaktadır. Bu dönemleri maddeler halinde sayacak olursak;
...506 sayılı Kanunun 80. maddesinde, 3917 sayılı Kanun ile yapılan ve 8.....1993 tarihinde yürürlüğe giren; “Kurumun, süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.” hükmü uyarınca, Kurum alacakları yönünden 6183 sayılı Kanunun zamanaşımına ilişkin 102. ve devamı maddeleri geçerli olmuştur.
Kurumun prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanması öngörüldüğünden, anılan Yasanın 102. maddesi uyarınca, sözü edilen alacaklar 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olmuştur. Anılan hüküm, “tahsil zamanaşımı” başlığı altında “Amme alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. Para cezalarına ait özel yasalarındaki zamanaşımı hükümleri mahfuzdur. Zamanaşımından sonra mükellefin rızaen yapacağı ödemeler kabul olunur” şeklinde düzenlenmiştir. Dolayısıyla 506 sayılı Yasanın 80. maddesinde, 5198 sayılı Yasayla yapılan değişiklikten önce, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacakları, 6183 sayılı Yasanın 102.maddesi uyarınca, dönemin başladığı takvim yılını takip eden, takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde zamanaşımına uğramaktaydı.
2- 5198 sayılı Yasanın .... maddesi ile 506 sayılı Yasanın 80. maddesinde 06.07.2004 tarihinde yapılan değişiklikle, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Yasanın 102.maddesinin de uygulanmayacağı öngörülmüştür. Dolayısıyla Kurumun sigorta primlerinden doğan alacakları, eskiden olduğu gibi Borçlar Yasasının 125. maddesine göre ... yıllık zamanaşımı süresine tabi olacaktır. Zamanaşımı başlangıcı da Borçlar Kanunun 128. maddesi uyarınca alacağın muaccel olduğu, yani ödeme tarihinin son günü olacaktır.
Somut olayda, davacı asil kendini vekille temsil ettirmediği halde lehine vekalet ücretine karar verilmesi; yasa değişikliğinin olduğu 06.07.2004 tarihinden önceki dönemde tahakkuk eden borçlar yönünden 6183 sayılı Kanunun 102. maddesine göre 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği göz önüne alınarak, 2008/22873 sayılı ödeme emrinde 06.07.2004 tarihinden önceki ayların prim borçları için 5 yıllık hak düşürücü süre geçmiş olduğundan, bu dönemlere ilişkin borçlar yönünden ödeme emrinin iptaline yönelik istemin kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
Mahkemece bu hususlar göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme sonucu verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı ve davalı kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davacıya iadesine
........2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy