MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle 49.253,26 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalı vekilince istenilmesi ve de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, iŞin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 29.11.2016 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı ... vekili Avukat .... . ile karşı taraf vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, temyizin kapsamına ve temyiz nedenlerine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 18.02.2005 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan davacı sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece Dairemizin “ Hükme esas alınan hesap raporunda iskonto işleminin hesap tarihi yerine takip eden yıl başından itibaren başlatılması, aynı zamanda asgari geçim indirimli asgari ücret üzerinden artırıma gidildiği halde bu şekilde tespit edilen ücrete yeniden asgari geçim indirimi ilave edilmek suretiyle asgari geçim indiriminin mükerrer uygulandığına” ilişkin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat istemisine ise kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemenin manevi tazminata ilişkin takdiri önceki bozma kararı kapsam dışında kalması nedeniyle kesinleştiği anlaşılmıştır.
Maddi tazminata gelince; Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma kararından sonra alınan 02.12.2015 tarihli hesap raporunda bozma kararında belirtildiği şekilde, asgari geçim indirimi yönünden mükerrer uygulama giderilerek hesap yapılmış ise de; bozma kararına aykırı olacak şekilde iskonto işleminin hesap tarihi yerine, takip eden yıl başından itibaren başlatıldığı anlaşılmıştır. Aynı zamanda, önceki hükme esas 09.06.2014 tarihli hesap raporunda geçici iş göremezlik dönemi dahil tüm hesap devresi için davacının %16,2 oranındaki maluliyet oranı dikkate alınarak indirim yapılmış ise de; bozma kapsamı dışındaki bu alacak kalemi yönünden bozmadan sonra alınan hesap raporunda geçici iş göremezlik dönemi için davacının %100 malul kaldığı dikkate alınarak hesap yapıldığı anlaşılmıştır.
Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına Mahkemece uyulmasına karar verildiğinde, Mahkeme için uyulan kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince de, sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde ikinci bir bozma kararı verilememektedir. (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E. 2006/521 sayılı kararı)
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar Hukuk Devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2.maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Somut olayda, yukarıda açıklandığı üzere hükme esas alınan 02.12.2015 tarihli hesap raporunda iskonto işleminin hesap tarihi yerine takip eden yıl başından itibaren başlatılmak suretiyle bozma kararına aykırı hesap yapıldığı gibi, bozma kapsamı dışında kalan geçici iş göremezlik dönemi zararının hesabında, davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakka aykırı olacak şekilde hesap yapılması hatalı olup bozma nedenidir.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular ve özellikle davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hak dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 1.350.00 TL duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 29.11.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy