MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, 2001 yılından itibaren davalı ... adına yatırılan primlerinin kendisine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, 506 sayılı Yasa kapsamındaki bir kısım çalışmalarının aynı adı taşıyan başka bir kişinin çalışmaları olarak göründüğünü beyanla söz konusu çalışmaların kendisine ait olduğunun tespitini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı Kurum tarafından ilk olarak davalı ...'nın 14.09.1994 tarihli işe girişine binaen 12935 sicil numarasının verildiği, ancak daha sonra davalının herhangi bir çalışmasının olmadığı, davacı ...'nın ise 10.10.2000 tarihli işe girişinde davalı Kurum'ca davacıya davalının sicil numarası ile aynı olan 12935 sicil numarasının verildiği ve bu nedenle ihtilafın oluştuğu, mahkemece kabulüne karar verilen hizmetlerin geçtiği işyerlerinin tümünün bordro tanıklarının dinlenilmediği anlaşılmaktadır.
Hizmetin aidiyetine ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan çalışmaların başka bir sigortalıya ait olup olmadığı noktasında titizlikle inceleme yapılması ve toplanan delilerle hiçbir kuşku ve duraksamaya yol açmayacak şekilde hizmetin gerçekte kime ait olduğunun saptanması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 19.09.2007 gün ve 2007/21-600 esas, 2007/604 karar sayılı kararı da aynı yöndedir.
Somut olayda; kabulüne karar verilen hizmetlerin geçtiği tüm işyerlerinin bordro tanıkları dinlenilmeden ve çalışmaların davacıya ait olduğu tereddüte mahal bırakmayacak derecede ortaya konulmadan sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; davalı ...'nın hizmet cetvelinde görünen tüm işyerlerinin dönem bordroları dosya arasına alınarak re'sen seçilecek bordro tanıklarını dinlemek, bordro tanıklarına ulaşılamaz ya da beyanları yeterli görülmez ise talep edilen dönemde çalışmaları kayıtlara geçmiş komşu işyeri sahipleri ile çalışanlarını zabıta marifeti ile tespit ederek dinlemek, ayrıca davalı ...'ya tebligat yapılan adresten davalının nerelerde çalıştığına dair zabıta tahkikatı yaptırarak toplanan deliller değerlendirilmek sureti ile varılacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurum vekilinin bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 05.12.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.