MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : ... İş Mahkemesi
TÜRK MİLLETİ ADINA
Davacılar murisinin, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının süresi içinde temyizen incelenmesi davalı vekilince de duruşmalı olarak istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 19/11/2019 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı vekili Avukat ... ile karşı taraf adına Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
1-Manevi Tazminat İstemlerine İlişkin Hükümler Yönünden
Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-(a) maddesi uyarınca temyiz edilemez. Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir.
Davacıların dava dilekçesi ve ıslah ile anne için 47.887,72 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, baba için 81.204,16 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, kardeşler için 50.000,00'er TL manevi tazminat talebinde bulundukları, ilk derece mahkemesince maddi tazminat istemlerinin kabulüne anne ve baba lehine 40.000,00'er TL, kardeşler lehine 20.000,00'er TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, davalının bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi'nce verilen 07/06/2018 tarihli kararda başvurunun esastan reddine karar verildiği, bu karara karşı davalı tarafından temyiz kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır.
Bölge Adliye Mahkemesince 01/01/2018 tarihinden sonra verilen kararlar için kesinlik sınırı 47.530,00 TL'dir.
Dosya kapsamına göre, davacıların tamamının manevi tazminat istemlerine ilişkin hükümlerin temyiz eden davalı yönünden Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'nin karar tarihi itibariyle ayrı ayrı 47.530,00 TL’lik temyiz sınırının altında kaldığı anlaşılmaktadır.
O halde, davacıların manevi tazminat istemleri hakkındaki hükümlerin temyizi mümkün olmadığından, davalının açıklanan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının 6100 sayılı H.M.K.'nun 362/1-a ve (2) maddeleri uyarınca ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Anne ve Babanın Maddi Tazminat İstemlerine İlişkin Hükümler Yönünden
A) Davacı İstemi;
Davacılar dava dilekçesi ve ıslah ile anne için 47.887,72 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, baba için 81.204,16 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, kardeşler için 50.000,00'er TL manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır.
B) Davalı Cevabı;
Davalı taraf davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
C) İlk Derece Mahkemesi Kararı:
İlk derece mahekemesince hükümde belirtilen gerekçeler ile maddi tazminat istemlerinin kabulüne, manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Bölge Adliye Mahkemesi Kararı:
Bölge adliye mahkemesince davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 ve 355. maddeleri gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
E) Temyiz Nedenleri:
Davalı temyiz dilekçesinde özetle, bölge adliye mahkemesi kararının gerekçesinde hata olduğunu, gerekçede davanın sürekli iş göremezlikten kaynaklandığının ve davacılar vekilinin istinaf itirazlarının reddedildiğinin yazılı olduğunu, oysa davanın sürekli iş göremezlikten kaynaklanmadığı gibi, davacı tarafın istinaf başvurusunun bulunmadığını, kusur oranlarına yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını, beynalarına itibar edilen tanıklar ... ve ...'in işverene karşı açılmış kendi davaları olduğunu, bu nedenle onların beyanlarına itibar edilemeyeceğini, bunların beyanlarıyla hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, davalı şirket tarafından yapılan para yardımının ve SGK ödemesinin yargılamada dikkate alınmadığını, davacı babaya iş kazası ölüm geliri bağlanmadığı için onun maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın ikinci kez hesap raporu alınması için gerekli gider avansını kendilerine verilen ihtaratlı kesin sürelere rağmen süresinde yatırmadıklarını, bu nedenle davacı tarafın bilirkişi incelemesi yapılması isteminden vazgeçmiş sayılmaları gerektiğini, bölge adliye mahkemesi gerekçesinde bu istinaf itirazlarına yönelik olarak yazılan gerekçenin hatalı olduğunu, davacı tarafın süresinde ıslah yapmadığını, SGK'nın ödeme yapması nedeniyle davacı annenin maddi zararının olmadığını, 22/11/2016 tarihli raporda hesaplamaya esas alınan ücretin hatalı olduğunu, müteveffa sigortalının hizmet sözleşmesinde ücretin 600 Amerikan Doları olarak belirlendiğini, hizmet sözleşmesi varken, menfaat birliği içerisindeki tanıklarının anlatımları doğrultusunda afaki bir ücret tespit edilemeyeceğini, manevi tazminatların fazla olduğunu, dava kısmen kabul olduğu halde harçların paylaştırılmadığını ileri sürmüştür.
F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlerle temyiz kapsam ve nedenlerine göre; davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, sigortalının iş kazası sonucunda vefatı nedeniyle yakınlarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından sigrtalının ölümü ile sonuçlanan iş kazasının meydana gelişinde müteveffanın %25, davalı işverenin %75 oranında kusurlu oldukları, davacıların dava dilekçelerinin ekinde davalı ile sigortalı arasında akdedilmiş olan imzalı hizmet sözleşmesi örneğini delil olarak ibraz ettikleri, bu hizmet sözleşmesinde sigortalının ücretinin aylık 600,00 Amerikan Doları olarak belirlendiği, ilk derece mahkemesi hükmüne esas alınan bilirkişi hesap raporunda sendikanın bildirdiği ücret ile tanık ifadesinde geçen ücretin birbirlerini teyit ettiğinden bahisle aylık 1.300,00 Amerikan Doları karşılığı Türk Lirası üzerinden hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık maddi zararın belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının veya yakınlarının maddi zararının hesabında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret gözönünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda davacıların dava dilekçelerinin ekinde davalı ile müteveffa sigortalı arasında akdedilmiş olan imzalı hizmet sözleşmesi örneğini delil olarak ibraz ettikleri, ibraz edilen bu sözleşmedeki imzanın inkar edilmediği, hizmet sözleşmesinde sigortalının ücretinin aylık 600,00 Amerikan Doları olarak belirlendiği dikkate alındığında aylık net 600,00 Amerikan Doları'nın Türk Lirası karşılığı üzerinden hesaplama yapan 16/02/2015 tarihli ilk bilirkişi hesap raporunda anne ve baba için belirlenen maddi zarar tutarlarını hüküm altına almak gerekirken, tanık beyanlarına göre daha fazla ücret üzerinden düzenlenen bilirkişi hesap raporuna itibar edilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar kaldırılmalı, ilk derece mahkemesi hükmü bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nun 373/1. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine davalı yararına takdir edilen 2.037,00TL duruşma vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine
19/11/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy