MAHKEMESİ : Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : İş Mahkemesi
A)Davacı İstemi:
Davacı, davalı Kurum tarafından Tarım Bağ-Kur sigortalılığının, 506 sayılı Yasa kapsamındaki çalışmaları gerekçe gösterilerek iptal edildiğini belirterek 01/04/1993- 25/07/2000 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti ile aksine kurum işleminin iptalini talep etmiştir.
B)Davalı Cevabı:
Davanın reddini talep etmiştir.
C)İlk Derece Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı:
“ ... 1 yıldan aşağı süreli çalışmaları kısa süreli çalışma olup somut olayda makul süre olarak değerlendirilebilecek süre içerisinde davacının tarımsal faaliyeti devam etmiştir. Bu nedenle davacının hizmetlerinin sürekli olarak geçtiği sigortalılık statüsünün 4/1-b-4 sigortalılığı olduğu kabul edilerek 2926 sayılı tarım bağ-kur sigortalılığının iptali şartları oluşmadığı” gerekçesi ile “ Davanın kabulü ile; 1-Davacının 1993-2000 yılları arasındaki ssk'ya kapsamında ( 4/a)'ya tabi süreler dışlanarak 01/04/1993-25/07/2000 tarihleri arasında 2926 sayılı kanun kapsamında tarım bağkur sigortalısı olduğunun TESPİTİNE, aksi yöndeki kurum işleminin İPTALİNE,” karar vermiştir.
İstinaf Başvurusu;
Davalı kurum vekili; Davacının 2926 s. Kanun 4 ve 6. maddeleri gereği ve yine 5510 sayılı Kanun düzenlemelerine göre tarım bağkur sigortalılığı iptali işleminin yerinde olduğu, araya SSK girdikten sonra tekrar tarım bağkurlu olmak istediğine dair iradesini ortaya koymadığı, kurum işleminin yerinde olduğu ve resen nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
D)Bölge Adliye Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı:
Bölge Adliye Mahkemesince “ ... tescil veya tevkifata dayalı olarak başlayan tarım Bağ - Kur sigortalılığının devamı sürecinde devreye giren ve kabul edilebilir (makûl) süreden fazla devam eden farklı sosyal güvenlik kanunlarına tabi zorunlu sigortalılık nedeniyle kesintiye uğrayan tarım Bağ - Kur sigortalılığının hangi koşullarda yeniden başlayacağına ilişkin hukuksal soruna gelince; 2926 sayılı Kanuna tabi zorunlu sigortalılığı devam eden kişinin 506, 1479 veya 5434 sayılı Kanunlar kapsamında zorunlu sigortalı veya iştirakçi olması ve bu statünün kabul edilebilirliği aşacak nitelikte uzun bir süre devam etmesi durumunda, tarımsal faaliyet aralıksız sürdürülse dahi tarım Bağ - Kur sigortalılığının yeniden başlayabilmesi için, tescil başvurusu veya prim ödeme veya ürün teslimatına dayalı prim tevkifatı olgularının gerçekleşmesi zorunlu olup, bu takdirde sigortalılık, başvuru tarihini veya prim ödeme tarihini veya kesinti tarihini izleyen aybaşından itibaren geçerli olmak üzere yeniden başlatılabilecektir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.02.2007 gün ve 2007/21-73 Esas, 2007/71 Karar numaralı ilamı ile 03.10.2007 gün ve 2007/10-658 Esas, 2007/718 Karar sayılı ilamında da aynı yaklaşım benimsenmiştir.
Eldeki davada; 01.08.1990 tarihinden itibaren başlayıp 15.04.1994 tarihinde sona eren davacının 506 sayılı Kanun Kapsamında kalan çalışmalarının; 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık tescili yapılan 03.03.1993 tarihi sonrasına ilişkin makul süreyi aşan çalışmalar olduğu, 15.04.1994 tarihi sonrasında 2926 sayılı Kanuna tabi sigortalılık iradesini ortaya koyacak herhangi bir yazılı başvurusu, prim ödemesi ya da tarımsal ürün satış bedelinden yapılan prim tevkifatı bulunmadığı göz önüne alındığında, dava konusu dönemde davacının 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olarak kabul edilmesi mümkün bulunmadığı” gerekçesiyle “ A)Davalı vekilinin, istinaf başvurusunun kabulü ile Hatay İş Mahkemesinin 11.04.2017 tarih, 2016/57 Esas - 2017/326 Karar sayılı KARARININ KALDIRILARAK, DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMAK suretiyle; B-1-)Davanın reddine,” karar verilmiştir.
E)Temyiz:
Davalı SGK Vekili ;Davalı kurum tarafından istinaf gideri yatırılarak istinafa başvurulduğu ve davanın reddine karar verildiği halde kurum lehine istinaf giderine hükmedilmediği gerekçesiyle kararı temyiz etmiştir.
Davacı vekili; Davacının 1993/1 ila 1994/1. dönemler arasındaki SSK hizmetinin toplam 280 gün olup 1 yıldan az olduğu, bu nedenle kısa süreli sayılması gerektiği, Yargıtay uygulamalarının da bu yönde olduğu, 25/11/1993 ten devam eden ziraat oda kaydının bulunduğu, 6552 s. Kanun’ dan yararlandığı, sosyal devlet ilkesine aykırı hareket edildiği ve resen dikkate alınacak nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Davacı, davalı Kurum tarafından Tarım Bağ-Kur sigortalılığının, 506 sayılı Yasa kapsamındaki çalışmaları gerekçe gösterilerek iptal edilmesine dair işlemin iptalini ve 01/04/1993-25/07/2000 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile hükümde yazılı şekilde karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince ise, yerel mahkemenin kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 03/03/1993 varide tarihli bildirgesine istinaden 01/04/1993 tarihi itibariyle re'sen tescil edildiği, davacının ilk olarak03/03/1993 tarihinden itibaren kesintisiz devam eden Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayıldığı ve bu döneme ilişkin prim borçlarını 6552 sayılı Yasa kapsamında süresinde ödediği, ancak daha sonra davalı Kurum tarafından; Tarım Bağ-Kur bildirgesinin düzenlendiği tarihte davacının SSK'lı çalışmaları bulunduğu gerekçesi ile Tarım Bağ-Kur sigortalılığının dosyasında tarım Tarım Bağ-Kur bildirgesi bulunan 07/09/2009 tarihine kadar iptal edildiği, davacının 1993/1. dönemde 80, 1993/2. dönemde 80, 1993/3. dönemde 60, 1994/1. dönemde 60 gün 506 sayılı Yasa ( 5510 sayılı Yasa'nın 4/1-a maddesi ) kapsamında çalışmalarının bulunduğu, 25/11/1993-30/03/2015 tarihleri arasında ziraat odası kaydı bulunduğu, 2002 yılından itibaren çiftçi kayıt sisteminde kayıtlı olduğu, muhtar ve davacı tanıklarının davacının eskiden beri tarımla uğraştığını doğruladıkları, davacı adına kayıtlı tarla vasıflı taşınmazlarının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Yasa'nın 10. maddesinde; “ sigortalıların kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye ve muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile diğer kamu kuruluşlarının, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin, pancar ekicileri istihsal kooperatifleri ve Birliği Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi kayıtlarının esas alınacağı” düzenlenmiştir.
Öte yandan Tarım Bağ-Kur sigortası kapsamında kesintisiz tarımsal faaliyetin bulunduğunun anlaşıldığı hallerde, gerek 506 ve gerekse 1479 sayılı Yasa'lar kapsamındaki kısa süreli çalışmaların 2926 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığı tümden sona erdirmeyeceği, 2926 sayılı Yasa'nın 36 ve 10. maddesindeki şartların da gerçekleşmesi halinde 506 ve 1479 sayılı Yasa'lar kapsamındaki kısa süreli çalışmalar dışında kalan süreler bakımından Tarım Bağ-Kur sigortalısı olunduğunun kabulünün gerekeceği, 506 ve 1479 sayılı Yasa'lar kapsamındaki çalışmaların uzun süreli olduğu hallerde ise, tarımsal faaliyetin kesintiye uğradığının ve anılan çalışmaların sona ermesinden sonra, 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığın yeniden başlatılabilmesi için doğrudan prim yatırılması, talep veya aynı Yasa'nın 36. maddesine göre ürün bedelinden tevkifat yapılması yoluyla yeniden kayıt ve tescil yolundaki iradenin ortaya konulması gerektiği Dairemizin giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir
Bir yıldan daha az süren zorunlu sigortalılık kapsamındaki çalışmalar kısa süreli olup kesintisiz bir şekilde bir yıl veya daha fazla süren çalışmalar ise uzun süreli çalışmadır.
Somut olayda; davacının 506 sayılı Yasa kapsamındaki çalışmaları kısa süreli olup, tarımsal faaliyetinin devam ettiği de anlaşıldığından 506 sayılı Yasa kapsamındaki çalışmaları dışlanmak suretiyle davacının talebi ile bağlı kalınarak 01/04/1993- 25/07/2000 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasa kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş, davacının ihtilaflı dönemdeki 506 sayılı Yasa kapsamındaki çalışmaları kısmi süreli olduğundan 01/04/1993- 25/07/2000 tarihleri arasına ait dönem bordrolarını istemek, bordrolardaki fiili çalışma günlerini tespit etmek ve dışlamak suretiyle davacının Tarım Bağ-Kur sigortalılık sürelerini belirlemekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde davacı vekili tarafından temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASI gerekmiştir.
SONUÇ : Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı kurum vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 12/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy