MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
Dava, davacının 10/04/2003 - 08/02/2004 tarihleri arasında davalı işverene ait iş yerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, Dairemizin 17/12/2013 tarih, 2012/22333 Esas ve 2013/24112 Karar sayılı Bozma İlamı üzerine davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliğinin kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.
Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, bozmadan sonra dinlenen tanıkların beyanlarından davacının işe başladığı tarihin tam olarak tespit edilemediği,mahkemece dosyada bulunun 08.09.2003 tarihli ‘’İlgili Makama ‘’ başlıklı belge esas alınarak bu tarihten 31.01.2004 tarihine kadar (ücretsiz izinli olduğu 01.12.2003 tarihinden itibaren 2 aylık süre hariç olmak üzere) kesintisiz çalıştığının tespitine karar verildiği, davacının işe başladığı ilk günde (mahkeme kabulüne göre 08/09/2003 tarihinde) işveren tarafından işyerinde çalıştığına dair bir belge verilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, kaldı ki, bozma öncesi dava dışı işyerindeki çalışmalarının sonlandığı 10/05/2003 tarihinden itibaren hizmet tespitine karar verildiği, davacı yönünden bu durumun usuli kazanılmış hak oluşturduğu hususunun göz önüne alınmadığı, anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılacak iş, davacı yönünden bozma öncesi verilen kararda lehine olan hususların usuli kazanılmış hak olduğu gözetilerek, işverenin çalışmanın başladığı ilk gün işçiye işyerinde bir süredir çalıştığına dair yazı vermeyeceği göz önüne alınarak davacının işe başlama tarihini yeniden belirlemekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacı ile davalılardan ...A.Ş.'ne iadesine, 14/11/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy