MAHKEMESİ: Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
Davacı, 05/03/2009-29/09/2012 tarihleri arasında sigortalı olduğunun ve primlerinin ödendiğini tespitine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi üzerine davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
KARAR
A)Davacı İstemi:
Davacı vekili; davacının 05/03/2009-29/09/2012 tarihleri arasında sigortalı olduğu ve ticaret oda kaydının devam ettiğini belirterek davacının çalıştığı ve sigorta primlerini ödediği sürelerin tespitini talep etmiştir.
B)Davalı Cevabı: Davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C)İlk Derece Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı :
İlk derece mahkemesince; Hak ve yükümlülüklerin kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmesi ön koşulu dikkate alınarak,5510 Sayılı Yasanın Değişik 53. Maddesine göre, vergi mükellefiyetinin oluştuğu tarihte başlatılmasında yasal zorunluluk bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının, uyuşmazlık konusu olan 05/03/2009-12/09/2012 tarihleri arasındaki dönemde sigortalılık durumunun bulunmadığı kanısına varılmakla davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu ; Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacının vergi kaydı 1993 yılında sona erdiği halde davacının oda kaydına göre bağ-kurluluğunun devam ettirildiği, buna rağmen oda kaydı görmezden gelinerek bir kısım günlerinin iptal edildiği ve bu nedenle emekli olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
D)Bölge Adliye Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı :
Bölge Adliye Mahkemesince; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
E)Temyiz:
Davacı vekili: İstinaf kanun yoluna başvurusndaki aynı gerekçelerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Dava, sigortalılık sürelerinin tespiti istemine yöneliktir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmakla Bölge Adliye Mahkemesince karar hukuka uygun bulunmuştur.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; Davacının 30/01/1993-30/09/1997 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı hizmetleri bulunduğu, 27/10/1988 varide tarihli bildirgesine istinaden vergi kaydına göre 10/10/1988 tarihinde 1479 sayılı Kanun sigortalılığının başladığı, SSK' lı hizmetleri dışlanmak suretiyle tahsis talep tarihine kadar ( 28/09/2012) kesintisiz 1479 sayılı Kanun ve 5510 4/1-b maddesi gereğince sigortalılığının devam ettiği, prim borcunun tamamını 28/09/2012 tarihinde ödediği, 10/10/1988- 24/02/1991 tarihleri arasında vergi kaydı, 27/03/1989- 31/08/1993 tarihleri arasında...Esnaf ve Sanatkar Odası kaydı, 18/10/1988 tarihinden itibaren devam eden...Ticaret Odası kaydının bulunduğu, davalı kurum tarafından tahsis talebinden sonra Şahıs işletmelerinde 5510 sayılı kanuna göre ticaret odası kayıtlarının 01/10/2008 tarihinden sonra sigortalılık süresi olarak değerlendirilmediği, 01/10/2008-05/03/2009 arasında ticaret ve sanayi odaları veya kanunla kurulu diğer meslek kuruluşları üye kayıtlarına göre sigortalılıklarını devam ettirenlerden prim ödeyenlerin sigortalılıklarının 05/03/2009 tarihinde, prim ödemeyenlerin ise 01/10/2008 tarihinde sigortalılığı sona erecek olup davacı için 05/03/2009 tarihinde terk verildiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır.
01/04/1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa'nın 24. maddesinde zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı aranırken 04/05/1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa'nın 24. maddesinin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulu kaldırılmış sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulu getirilmiş, 20/04/1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa'nın 24. maddesi değiştirilecek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olması şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için meslek kuruluşuna kayıtlı olma yeterli görülmüş, 22/03/1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterli görülmüş, 02/08/2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması yeterli görülmüştür. 5510 sayılı kanun 4/b- 1 ve 2. bentlerine göre ise ticari kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle basit veya gerçek usulde vergi mükellefi olanlar ile gelir vergisinden muaf olup esnaf ve sanatkar siciline kayıtlı olanlar sigortalı sayılmışlardır.
Yukarıda yapılan tüm bu Kanunlarla yapılan değişiklikler; önceki mevzuatın öngördüğü koşullarada sahip olan sigortalıların, sigortalılık niteliklerine son vermemekte, değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten sonra Bağ-Kur sigortalılık niteliğini kazananlar yönünden yeni düzenlemeler içermektedir. Tersinin kabulü, kazanılmış hakları ortadan kaldırmak olur ki bu durumun kabulüne yasaca ve hukukça olanak olmadığı açıktır.
Uyuşmazlık, davacının vergi kaydının olmadığı dava konusu sürede devam eden ticaret oda kaydı nedeniyle Bağ-Kur sigortalısı sayılıp sayılmayacağı noktasındadır.
Yapılacak iş; yukarıda açıklanan ilkeler gözetilerek davacının 02/08/2003 tarihinden önce Bağ-Kur sigortalılığı bulunduğundan, davacının talebi de dikkate alınarak davacının devam eden oda kaydına göre yasa gereği sigortalı sayılabilecek tüm sigortalılık sürelerini belirlemekten ibarettir.
O halde, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Bölge Adliye Mahkemesince eksik inceleme ve araştırma sonucu davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı ORTADAN KALDIRILMASI, ilk derece mahkemesinin kararının bozulması gerekmiştir.
G)Sonuç :
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddeleri uyarınca (KALDIRILMASINA), ilk derece mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle (BOZULMASINA), dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine
19/11/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.