MAHKEMESİ : Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : İş Mahkemesi
A) Davacının İstemi :
Davacı, 11/12/1995 tarihinde hatalı sicil numarası ile Esnaf Bağ-Kur sigortalılığı bulunduğundan davalı kuruma giriş tarihinin 10/04/1982 tarihi olarak düzeltilmesini talep etmiştir.
B) Davalının Cevabı :
Davalı Kurum vekili, Kurum tarafından yapılan işlemlerin yasal mevzuata uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) İlk Derece Mahkemesinin Kararı :
Mahkemece, “Davanın KABULÜNE, 1-Davacının vergi mükellefiyetinin başladığı 10/04/1982 tarihinin sigortalılık başlangıcı sayılarak bu çalışma sebebiyle yatırdığı primlerin Bağ-Kur numarası olan ... bağ-kur numarasının davacının gerçek Bağ-Kur numarası olarak kabulü ile diğer hizmetlerinin primlerinin yattığı 1194462006 bağ-kur numarasındaki hizmetlerinin bu hizmetler ile birleştirilmesi gerektiğinin tespitine,” karar verilmiştir.
D) İstinaf Başvurusu :
Davalı kurum vekili, kurum işleminin yerinde olduğunu, davacının süresinde başvurusu olmadığını belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.
E) Bölge Adliye Mahkemesinin Kararı ve Gerekçesi :
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, “Davalı kurumun istinaf başvurusunun esastan reddine ” karar verilmiştir.
F) Temyiz :
Davalı kurum vekili, istinaf talebindeki gerekçelerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
G) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe :
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; Davacının ... Bağ-Kur numaralı dosyadan 01/06/1998 tarihinden itibaren 15/02/2000 tarihine kadar 18 adet prim ödemesinin bulunduğu, bu Bağ-Kur nosunun kimse adına kayıtlı olmadığı ve kurum tarafından ödemeleri davacının yaptığının kabul edildiği, ancak davacının bu ödemelere göre tescilinin yapılması talebinin 04/10/2000 öncesi kuruma başvurusu olmadığı gerekçesiyle reddedildiği, davacının 13/11/2006 tarihinde itibaren re’sen yapılan tescil ile 1194462006 Bağ-Kur numarası üzerinden ticari faaliyeti nedeniyle 04/10/2000 tarihi itibariyle Bağ-Kur kayıt ve tescilinin yapıldığı, ancak, tahsis talebi sonrasında vergi kaydına istinaden tescilinin 17/03/2004 tarihine çekildiği, 18/09/1989 tarihinden itibaren devam eden İstanbul Ticaret Odası kaydı ile 10/04/1982-30/09/1993, 02/10/1993-30/09/2000 ve 17/03/2004 tarihinden itibaren devam eden vergi kayıtlarının bulunduğu anlaşılmaktadır.
01/04/1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasanın 24. maddesinde zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı aranırken 20/04/1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasanın 24. maddesi değiştirilecek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olması şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için meslek kuruluşuna kayıtlı olma yeterli görülmüş, 22/03/1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterli görülmüş, 02/08/2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması yeterli görülmüştür.
1479 sayılı Yasa'ya 4956 sayılı Yasa ile eklenen Geçici 18. maddesinde; bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 04/10/2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetlerinin 04/10/2000 tarihinden itibaren başlayacağı, ancak bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıklarının, bu kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20/04/1982-04/10/2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olarak prim borçlarının tamamını tebliğ tarihinden itibaren 1 yıl içinde ödemek kaydıyla bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği bildirilmiştir.
4956 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 02/08/2003 tarihine kadar tescilleri, prim ödemeleri veya tescil başvuruları yoksa aynı tarihten sonra sadece aynı yasa ile 1479 sayılı Yasaya eklenen geçici 18. maddeye göre vergide kayıtlı olan süreleri için borçlanma haklarını kullanarak sigortalılık süresi elde edebilirler. Geçmişe yönelik hizmetlerini tespit ettiremezler. 02/08/2003 tarihinden önceki tarihte Kuruma tescil edilmiş, giriş bildirgesi vermiş veya bir şekilde kendi adına tescil isteği yerine geçecek şekilde prim ödemiş olan ve 1479 sayılı Yasa kapsamında kendi adına veya hesabına bağımsız çalışanlar, 20/04/1982 tarihinden itibaren vergi kaydına dayalı olarak, 22/03/1985 tarihinden itibaren de esnaf sicili veya meslek kuruluşu kayıtlarına dayalı olarak sigortalılıklarının tespitini isteyebilirler.
Somut olayda, davacının talebi her ne kadar sigorta başlangıç tarihine ilişkin olsa da davacı farklı bağkur sicil numarasına yatırdığı primlerde dikkate alınarak oda ve vergi kayıtlarına dayalı olarak bağkur sigortalılığının tespiti ile kurumca kendisine ait olduğu kabul edilen bağkur sigortalılık numarasındaki hizmetleri ile birleştirilmesini amaçlamıştır. Davacının 01/06/1998 tarihinden itibaren prim ödemeleri bulunduğu anlaşıldığından ve bu prim ödemeleri sigortalılık iradesini ortaya koyduğundan dosyada yer alan ve faaliyetini gösteren belgelerine göre sigortalılılık sürelerinin tespit edilmesi gerektiği halde mahkemece infaza elverişsiz şekilde sadece davacının bağkur sigortalılık başlangıç tarihine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş, davacının talebini açıklattırıp 1998 yılından beri prim ödemelerinin bulunduğu dikkate alarak davacının faaliyetini gösteren kayıtlarına göre yukarıda açıklanan yasal mevzuat kapsamında sigortalı olduğu süreleri belirlemekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlarının kabul edilmesi ve temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin kararının yukarıda yazılı sebeplerden dolayı KALDIRILMASI, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
H) Sonuç :
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12/11/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy