MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, dava sonuçlanana kadar davalıya ait taşınır ve taşınmazlara ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
Davacı, iş kazası nedeniyle uğradığı maddi ve manevi tazminat talepli davada, 12.12.2013 tarihli dilekçesi ile dava sonucunda alacağın tahsilinin imkansız hale gelmemesi için davalıya ait araçlara ve taşınmazlara ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece 02.01.2014 tarih 2013/176 Esas sayılı ara kararı ile talebin bu aşamada reddine, duruşmada yeniden değerlendirilmesine dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verilmiştir.
Somut olayda, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 258. Maddesi hükmüne göre ihtiyati hacizle ilgili verilen karar kanun yoluna tabi bir karar olup, bu durumda mahkemece usulüne uygun bir karar oluşturulması gerekirken bu usule uyulmadan yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Mahkemece yapılacak iş, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 258. Maddesi hükmüne göre ihtiyati hacizle ilgili verilen karar kanun yoluna tabi bir karar olduğundan usulüne uygun bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 15/03/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy