MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait iş yerinde geçen ve Kurum'a bildirilmeyen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı ve davalılardan Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı işyeri nezdinde 06/09/2004-21/05/2005 tarihleri arasında Kuruma bildirilmeyen hizmetlerinin tespiti ile en son net 1.800 TL ücret ile çalıştığının tespiti istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, hükümde yazıldığı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de varılan bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Uyuşmazlık, somut olayda ücret olgusunun ortaya konulmasına ilişkin Mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Alacak davasında, tarafların bildirdiği deliller dışında delil toplanması olanaklı değildir. Kaldı ki, Kurumun bu davalarda davalı sıfatı da bulunmamaktadır. Bu nedenlerle bu davada verilen karar hizmet tespiti ve sigorta primine esas kazanç tespiti davasında kesin hüküm teşkil etmez; ancak güçlü delil teşkil edebilir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden ihtilaf konusu dönem içerisinde davalı işyerince 22/05/2005-26/08/2013 tarihleri arasında en son 1.021,50 TL üzerinden... ile Kurum'a hizmet bildiriminde bulunulduğu, 22/02/2000 tarihinden itibaren davalı işyerinin inşaat dışındaki diğer bütünleyici ve tamamlayıcı faaliyetler ( dekorasyon faaliyetleri ) nedeniyle Kanun kapsamına alınmış olduğu, ihtilaf konusu döneme ait ücret ve dönem bordrolarının getirtilmiş olduğu, ücret bordrolarının imzasız olup Kuruma bildirimi yapılan... tutarı ile uyumlu olduğu, yapılan ücret araştırması sonucu ilgili sendikalar yazı cevabı ile yapılan faaliyetin kendi iş kollarına tabi faaliyetlerden olmadığından evrak gereğinin yerine getirilemediğinin Mahkemeye bildirildiği, işçilik alacağına ilişkin açılan dava dosyası içeriğinden bordrolu davacı tanıklarının beyanlarının alındığı duruşma tutanağının dosyaya sunulduğu, eldeki dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu, duruşmalarda davacı ve bordrolu tanıkların dinlendiği, dava dilekçesine ekli olarak sunulan e-mail yazışmaları ile banka kayıtları birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının kıdemi, dönem bordrolarında tüm işçilerin kıdem ve görev ayrımı yapılmaksızın aynı kazançla bildirilmiş olması, davacı tanıkları ve bordrolu tanık beyanları birlikte değerlendirilerek davacının hizmet tespiti isteminin reddi ile ücret tespiti isteminin talep gibi kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacı işçi, davalı işyerinde ilk hizmetlerinin başladığı tarihten itibaren “Reklam Elamanı” olarak nitelikli bir şekilde çalıştığını ileri sürmektedir. Nitelikli ve tecrübeli bir işçinin, yaptığı işin özelliğine göre asgari ücret üzerinden ücret alması, hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu durumun belirlenmesi halinde, işveren tarafından asgari ücret üzerinden düzenlenen belgelerin aksinin kanıtlanamayacağı düşünülemez.
Somut olayda; işçilik alacağına ilişkin dava dosyası getirtilmeden, davacının “Reklam Elemanı” olarak nitelikli bir işçi olarak çalışıp çalışmadığı, görev tanımına uyan iş kolu net olarak belirlenmeden, ihtilaf konusu döneme ait sigortalılık primine esas gerçek ücret her türlü şüpheden uzak bir biçimde ortaya konulmadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş ; İstanbul 4. İş Mahkemesinin 2013/434 Esas sayılı dosyasının akıbeti sorularak kesinleşmiş ise eldeki dosya içerisine almak, davacıya yapmış olduğu işe göre görev tanımını açıklatmak, gerektiğinde ihtilaf konusu dönem bordrolu çalışanların tanık olarak beyanlarına başvurmak, buna göre davacının meslekteki ve işyerindeki kıdemi, eğitim durumu, fiilen yaptığı iş, iş yerinin özellikleri bildirilerek benzer işi yapan işyerleri, ilgili meslek odası, işçi ve işveren kuruluşları ile TÜİK'ten sorularak emsal ücret araştırması yapmak ve toplanan tüm delilleri birlikte değerlendirerek elde edilecek sonuca göre Mahkemece bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalılardan Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 14/11/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy