MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : ... İş Mahkemesi
KARAR
A)Davacı İstemi;
Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle müvekillerinin murisinin iş kazası neticesinde vefatı nedeniyle maddi tazminat alacağı yönünden davalının sorumlu olduğu maddi tazminat alacağının tespiti ile fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere davacı eş ve çocukların her biri davacı için 1.000,00 TL maddi tazminat ile davacı eş lehine 100.000,00 TL, davacı çocukların her biri lehine 75.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
B)Davalıların Cevapları;
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müteveffanın işyerinde kalp krizi sonucu vefat ettiğinin sağlık kurulu raporu ile sabit olduğunu, iş kazası sonucu ölüm olayının meydana gelmediğini, ölüm olayı ile ilgili davalının kusuru bulunmadığını, davalının tedbirleri almaması sebebiyle ölüm olayının meydana geldiği iddia edilmiş ise de kalp krizi ile ilgili hangi tedbirlerin alınabileceğinin izah edilmediğini, SGK tarafından yapılan ödemenin tenzili gerektiğini, davacı çocukların ölüm tarihi itibariyle 28 ve 30 yaşında olmasından dolayı destekten çıktıklarını ve maddi tazminat talep edemeyeceklerini, davacının eşinin evlenip evlenmediği tespit edilerek evlenme indirimi yapılması gerektiğini, eş ve çocukların üzülmesine sebebiyet veren olayda davalının kusuru olmadığını, olay tarihinden faiz talep edilemeyeceğini bildirerek davanın reddini talep etmiştir.
C)İlk Derece Mahkemesi Kararı;
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde maddi tazminat davasının reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile davacı eş ... için 75.000,00 TL, davacı çocuk ... için 60.000,00 TL, davacı çocuk ... için 60.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 13/10/2006 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak asaleten, velayeten ve vesayeten davacıya verilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
D)Bölge Adliye Mahkemesi Kararı;
İlk Derece Mahkemesinin taraflarca istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, vekalet ücretine ilişkin istinaf sebepleri dikkate alınarak, manevi tazminat yönünden davanın kabul ve reddedilen miktarı dikkate alınarak her bir davacı için leh ve aleyhe vekalet ücretinin hesaplanması gerektiğine işaretle yerel mahkeme kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
E) Temyiz Nedenleri,
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, hükmedilen manevi tazminatın emsal olaylara göre az ve hükmedilen miktarın caydırıcılıktan uzak olduğunu, maddi tazminat yönünden olası hesap değişiklikleri ve hatalarından kaynaklanacak haklarının saklı tutulması gerektiğini, gerçeğin ve gerçeğe yakın ihtimalin belli olması halinde varsayımsal artış yerine gerçek ücretin tazminat hesabında dikkate alınması gerektiği, belli olmayan dönem için daha yüksek oranlı artış yöntemi benimsenmesi gerektiğine, davalı lehine maddi tazminatın reddi nedeniyle vekalet ücretine hükmedilemeyeceği, öte yandan davalının vekalet ücreti yönünden istinafı olmamasına karşın manevi tazminatın reddi nedeniyle hükmedilen vekalet ücretinin artırılması hatalı olduğuna işaretle kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, Müvekkili bünyesinde artık yük ve yolcu taşıma birimleri bunmadığını, 01/05/2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6461 sayılı Kanunun Geçici 1. Maddesi gereğince husumetin TCDD Taşımacılık A.Ş.’ne ait olduğu yönünden müvekkili yönünden davanın reddi gerektiğini, davanın yasal hasıma yöneltilmesi gerektiğini, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminatların fazla olduğuna işaretle kararın bozulmasını talep etmiştir.
F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe;
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici sebeplere, ve temyiz eden tarafların temyiz kapsam ve nedenlerine göre taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine;
2- Dava, sigortalının iş kazasından vefatı nedeniyle yakınlarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacıların maddi tazminat istemlerinin SGK tarafından bağlanan gelirin rücuya kabil kısmı ile karşılandığından reddine, manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
27/06/1956 tarih, 1954/2 Esas, 1956/14 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda; birden fazla gerçek ve tüzel kişi aleyhine açılan bir davanın reddi halinde, davalılar için tayin ve takdir olunacak vekalet ücretinin ne olacağı hususu irdelenerek; sonuçta davacıya karşı dayanışmalı sorumlu bulunan birden çok gerçek ve tüzel kişilere karşı açılan bir davanın, davalılar için ortak nedenden ötürü reddi durumunda, davalılar vekillerinin müşterek mesailerinin aynı neticeyi verdiği göz önünde tutularak, dava konusunun kıymet veya tutarı üzerinden bir vekalet ücretinin belirlenmesi gerektiğine karar verilmiştir.
Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde uyuşmazlık konusu hakkında bir düzenleme bulunmamakla birlikte, tarifenin 3/1.maddesinde; avukatlık ücretinin belirlenmesinde, avukatın emeği, çabası, işin önemi niteliği ve davanın süresi göz önünde tutulacağı; aynı maddenin 2.fıkrasında ise, müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek; ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise, her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunacağı belirtilmiştir. Anılan maddenin amacına ve içtihatı birleştirme kararına hakim olan ilke birlikte gözetildiğinde, birden fazla davacının birlikte dava açması ve tek vekille temsil edilmeleri halinde, davanın kabul edilen bölümü üzerinden davacılar yararına tek vekalet ücretine hükmedilmelidir.
Somut olayda; kendilerini tek bir vekille temsil ettiren ve davası kısmen kabul edilen davacılar lehine tazminat talepleri açısından tek, reddedilen kısımlar yönünden de davalı lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, her bir davacı yönünden lehlerine ve aleyhlerine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi, öte yandan davalı vekilinin vekalet ücreti yönünden istinaf başvurusu bulunmaması karşısında istinaf sebepleri ile sınırlı inceleme yapan Bölge Adliye Mahkemesinin bu taraf lehine vekalet ücretini artırarak hükmetmesi de doğru olmamıştır.
Bölge Adliye Mahkemesince bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmalıdır.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nun 370/2. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Bölge Adliye Mahkemesi Hüküm fıkrasının 5 ve 6. bentlerinin çıkartılarak yerine :
“5-Davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen manevi tazminat taleplerinin tamamı yönünden davacılar lehine hesap edilen 17.650,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
6- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, maddi tazminat davası için 2.180,00 TL, manevi tazminat davası için 6.400,00 TL olmak üzere toplam 8.580,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine, ” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 21/10/2019 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy