MAHKEMESİ : Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : İş Mahkemesi
A)Davacı istemi;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının, davalı şirkette 01/09/1986 tarihinde 1 gün çalıştığının ve 25/11/2015 tarihli tahsis talebini takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B)Davalı Cevabı;
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; ... İş Mahkemesinin yetkili olmadığını, şirketin 1992 yılında feshedildiğini, halen faal olan bir tüzel kişiliğinin bulunmadığını, dava dilekçesinin tebliğ edildiği Kadir Ersöz'ün davalı şirketle bir alakası olmadığını, feshedilen şirketteki ortaklığının ve şirketin faaliyetinin son bulduğunu, hak düşürücü süre yönünden de davanın reddini talep etmiştir.
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; İşe giriş bildirgesinin verilmiş olmasının, işçinin o işyerinde çalıştığını ispatlamaya yetmediğini, davacının çalışma süreleri ve ücretini gösteren herhangi bir kayda rastlanılmadığından 01/09/1986 tarihinde sigortalı olarak işe başladığının kabul edilmediğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
C)İlk derece Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı;
Mahkeme, davacının 01/11/1967 doğumlu, tahsis talep tarihinde 48 yaşında olduğu, 7415 gün sigortalılık süresi bulunduğu, 1986 yılında davalı şirkette çalıştığı, ilk hizmet başlangıcının 01/09/1986 tarihi olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının sigorta başlangıç tarihinin 01/09/1986 tarihi olduğunun ve 01/12/2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazandığının tespitine karar vermiştir.
İstinaf Başvurusu ; Davalı SGK vekili istinaf dilekçesinde özetle; İşe giriş bildirgesinin verilmiş olmasının tek başına çalışma karinesi oluşturamayacağını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
D)Bölge Adliye Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı;
“Davacıya ilişkin 01/09/1986 tarihli işe giriş bildirgesinin usulünce düzenlenerek Kuruma verildiği açık olduğu gibi bu durum Kurumunda kabulündedir. Dolayısıyla hak düşürücü süreye ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir. Davacının, tahsis talep tarihi itibarıyla 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a (SSK) kapsamında 1287 gün, 4/1-b (Bağ-Kur) kapsamında 6128 gün olmak üzere 7415 gün hizmetinin bulunduğu, sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabulü gereken 01/09/1986 tarihine nazaran 506 sayılı Kanun'un 4759 sayılı Kanun ile değişik Geçici 81. Maddesine göre 23/05/2002 tarihi itibarıyla sigortalılık süresinin 15 yıl, 8 ay, 22 gün olduğu, anılan maddenin (f) bendinde belirtilen,25 yıllık sigortalılık, 49 yaş ve 5.375 gün primi ödenmiş gün sayısı şartlarının 11/11/2016 tarihinde gerçekleştiği dolayısıyla davacının tahsis talep tarihi olan 25/11/2015 tarihi itibarıyla yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanmadığı ancak yaş koşulunun yargılama aşamasında 11/11/2016 tarihinde gerçekleştiği ve bu durumda takip eden ay başı olan 01/12/2016 tarihinden geçerli olmak üzere tahsise hak kazandığı …”gerekçesiyle Davalı SGK vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE karar verilmiştir.
E)Temyiz; Davalı Kurum vekili tarafından sunulan temyiz dilekçesi ile istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde yer alan hususlar yinelenmek suretiyle usul ve yasaya aykırı olarak kurulan hükmün bozulmasına karar verilmesi talep olunmuştur.
F)Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe;
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, temyiz kapsam ve nedenlerine, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, sigortalılığın tespiti ve yaşlılık aylığı bağlanması istemine yöneliktir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olmakla Bölge Adliye Mahkemesince karar usul ve yasaya uygun bulunmuştur.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden ; 01/09/1986 tarihli işe giriş bildirgesinin 16/09/1986 tarihinde Kurum kayıtlarına intikal ettiği, Kurumca 01/09/1986 tarihinde işe giriş bildirgesi verilmişse de işveren tarafından dönem bordroları verilmediği gerekçesiyle sigortalılık başlangıcının 01/09/1986 tarihi olarak kabul edilmediği, davacının 25/11/2015 tarihinde yaşlılık aylığı bağlanması amacıyla kuruma başvurarak tahsis talebinde bulunduğu,Kurum tarafından yapılan değerlendirmede; davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 18/01/1992 olduğu, 10/11/2015 tarihi itibariyle işten ayrıldığı, 4/1-a kapsamında 1287 prim ödeme gün sayısı , 4/1-b kapsamında 6128 prim ödeme gün sayısı olduğu, toplamda 7415 prim ödeme gün sayısının bulunduğu, yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için 25 yıl çalışma süresi ve 53 yaş doldurma koşulunu sağlaması gerektiği belirtilerek tahsis talebinin reddedildiği anlaşılmaktadır.
11/09/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6552 sayılı Yasanın 64. maddesi ile 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 7. Maddesine eklenen 3. fıkra ile, “31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile diğer sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepleri hariç olmak üzere, dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat edilmesi zorunludur. Diğer kanunlarda öngörülen süreler saklı kalmak kaydıyla yapılan müracaata altmış gün içinde Kurumca cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılır. Kuruma karşı dava açılabilmesi için taleplerin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması şarttır. Kuruma başvuruda geçirilecek süre zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz.” hükmü getirilmiştir.
Somut olayda; davanın 02/02/2016 tarihinde açıldığı, davacının tahsis talep tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için gerekli yaş koşulunu taşımadığı, 11/09/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6552 sayılı Yasanın 64. maddesi ile değişik 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 7. Maddesi gereğince dava açılabilmesi için öncelikle Kuruma başvuru koşulunun gerçekleşmesi gerektiği, davacının mahkeme kararında hüküm altına alınan 01/12/2016 tarihine ilişkin bir tahsis talebi bulunmadığından Kuruma başvuru koşulunun gerçekleşmemesi nedeniyle dava tarihinden sonraki bir tarihte yaşlılık aylığı koşullarının oluştuğu gerekçesiyle hükümde yazıldığı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş; davacı, mahkemece yaşlılık aylığına karar verilen tarih itibariyle Kuruma başvuru koşulunu yerine getirmediğinden yaşlılık aylığı istemi yönünden davanın reddine karar vermekten ibarettir.
O halde Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Bu kapsamda, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin kararının yukarıda yazılı nedenlerden dolayı KALDIRILMASINA, ilk derece Mahkemesi kararının davalı Kurum yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
G) SONUÇ:
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, ilk derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21/11/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy