(506 S. K. m. 79/1, 80) (6183 S. K. m. 22, 35)
Dava: Davacı, Edirne SSK Müdürlüğü'nün 1995/30 sayılı ödeme emrinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 80/10. fıkrası gereği, sigorta primlerini haklı neden olmaksızın süresi içerisinde ödemeyen kamu kurum ve kuruluşlarının tahakkuk ve tediye ile görevli üst düzey yöneticileri, bu primlerin ödenmesinden işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Dava konusu olayda, davacının TCDD Genel Müdürlüğü'nün üst düzey yöneticisi olduğu tartışmasızdır. Öte yandan, 6183 sayılı Yasa'ya göre, takip edilen sigorta primlerine konu sigortalılar ücret ödemelerinin zamanında yapıldığı veya bu ücret ödemeleri ile ilgili herhangi bir uyuşmazlığın da bulunmadığı anlaşılmaktadır. 506 sayılı Yasa'nın sistemine göre, sigortalılara ücretlerin ödenmesi sırasında işveren ücret ödemelerinden sigortalıya düşen sigorta primlerini kesmek işveren olarak kendi payına düşeni de eklemek suretiyle, en geç ertesi ayın sonuna kadar kuruma yatırmakla sorumludur. Dava konusu olayda, genel müdürlüğün makûl ve kabul edilebilir bir neden söz konusu olmaksızın sigorta primlerini yatırmadığı ve genel müdürün bu duruma muttali olduğu anlaşıldığına göre, yeterli ve geçerli haklı neden gösterilmeden sigorta primlerinin ödenmemesi usul ve yasaya aykırı olup, üst düzey yöneticisi genel müdürü sorumluluktan kurtarmaz. Kaldı ki, dosyada söz konusu edilen Bakanlar Kurulu kararında sigorta primlerinin ödenmemesi yönünden açık ve kesin bir ibare veya hüküm yer almadığı gibi, 506 sayılı Yasa'nın primlerinin ödenmesine ilişkin 79 ve 80. maddelerinin geçici olarak askıya alındığı yönünde bir düzenleme de söz konusu edilmemiştir. Kaldı ki, böyle bir düzenlemenin hukuk sistemimiz açısından da geçersiz olacağı açıktır. Şu duruma göre, davacının sorumluluğu dikkate alınmadan istemin kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir.
O halde, davalının bu yönleri içeren temyiz istemleri kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA), 21.12.1995 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy