(1475 S. K. m. 73)
Dava: Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen 2.587.246.954 liranın davalıdan alınarak davacılara verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi ve davalı vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 5.3.1996 salı günü tayin edilerek, taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı vekili Av. G. Ç. ile karşı taraf adına Av. İ. O. geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra, duruşmaya son verilerek, aynı gün Tetkik Hakimi Erkan Ertürk tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar : 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Zararlandırıcı olaya maruz kalan sigortalının olay günü işyerindeki Batman Proje Müdürlüğü sosyal tesisleri içerisinde bulunan lojmandan çıkarak lokale gittiği ve lokalde bulunduğu sırada kalabalık bir terörist grubun silahlı saldırısı sonucu vefat etmiştir. Bu durum uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık kusurun aidiyeti ve oranına ilişkindir.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işveren işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu konudaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanunu'nun 73. maddesinin açık buyruğudur.
Hükme dayanak alınan 24.11.1994 tarihli bilirkişi raporunda, işverenin gerekli önlemleri almadığından % 100 kusurlu olduğu belirtilmiş, bilirkişi T. S. olayın kasıt sonucu meydana geldiğini, işveren ve işçinin kusurunun bulunmadığı gerekçesi ile çoğunluk görüşüne katılmadığını, 5.12.1994 tarihli raporunda belirtmiştir.
Oysa bilirkişiler İş Kanunu'nun 73. maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle olayın oluş biçimine ve işyerinin PKK eyleminin yoğun şekilde bulunduğu bölgede bulunması nazara alınarak, 2495 sayılı yasanın ilgili maddelerini incelemek suretiyle işverenin işyerinde alınması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemlerin alındığı, alınan önlemlere uyulup uyulmadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenerek kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmamıştır. Hal böyle olunca, kusur raporunun İş Kanunu'nun 73. maddesinin öngördüğü koşulları içerdiği söylenemez.
Öte yandan, olayın oluş biçimine ve niteliğine göre de bilirkişiler sıfatları itibariyle konuda uzman olmadıkları da ortadadır. Mahkemece yapılacak iş yapılan işin özellikleri de dikkate alınarak sondaj işinde, hukuk ve işçi sağlığı ve iş güvenliği dalında uzman bilirkişilere yeniden yukarıda açıklandığı biçimde inceletmek ve özellikle işyerinin olağanüstü ve terörün yoğun bulunduğu bölgede faaliyette bulunduğu gözetilerek bu tür işyerlerinde alınması gerekli önlemleri belirleyen 2495 sayılı kanun ve yönetmelik göz önünde tutularak kusurun aidiyetini ve oranını saptamaktan ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davalı avukatı yararına takdir edilen 6.000.000 lira duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, 5.3.1996 tarihinde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy