(818 S. K. m. 42, 43, 44, 45, 47) (506 S. K. m. 22, 26, 67)
Dava: Davacılar murisinin, işkazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde maddi tazminat talebinin reddine, toplam 150.000.000 TL. manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalından alınarak, davacılara verilmesine karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1 - Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2 - Dava, işkazası sonucu ölen sigortalının haksahiplerinin uğramış olduğu, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Öte yandan, bu tür istemler nitelikçe Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından karşılanmayan zararların giderilmesine yöneliktir. Bu nedenle mükerrer ödemeyi ve haksız zenginleşmeyi önlemek için Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından haksahiplerine bağlanan peşin sermaye değerinin; belirlenen zarardan indirilmesinden yasal zorunluluk olduğu açık-seçiktir. Bu bakımdan öncelikle, haksahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tazminatın asgari ücretteki artışlar da gözönünde tutularak yeniden saptanması gerektiği hukuksal gerçeği ortadadır. Bundan başka, 1995/84 sayılı dosya, Kurum'un rücu alacağına yönelik olup, anılan dosyada, haksahipleri için belirlenen tazminatı işveren kesin hüküm çevresinde ödemediğinden, söz konusu dosya bu davada Kurum'un rücu alacağı dışında kesin delil niteliğinde bağlayıcı güç ve nitelikte olduğu söylenemez. Kaldıki, kesinleşen rücu dosyasında hak sahipleri için belirlenen tazminattan, Kurum'un istemiş olduğu ve hüküm altına alınan (377.790.981.- TL.) rücu alacağının indirilmesinden sonra (1.386.475.723.TL.) işverenin ödemesi gerektiği tazminatın kaldığı da açıktır.
3 - Davacı adına nisbi ücreti vekalet yerine maktu ücreti vekalete hükmedilmesi ve kardeşlere nedenleri ve dayanakları belirtilmeden manevi tazminat hükmedilmemesi de isabetsizdir.
Yapılacak iş, haksahiplerinin zararları giderek tazminatları yeni veriler ve artan asgari ücret gözönünde tutularak yeniden saptanmak ve saptanan zarardan; hüküm tarihinde yürürlükte bulunan kat sayı ile haksahiplerinin gelirlerinde yapılan artışları Sosyal Sigortalar Kurumu'ndan sorulmak, bildirilen miktarı belirlenen zarardan indirmek ve taleple bağlı kalmak suretiyle karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA), temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, temyiz harcının temyiz edenlerden davalıya iadesine, 22.1.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy