(1086 S. K. m. 292) (1475 S. K. m. 30)
Dava: Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen Ocak 1986 Aralık 1987 tarihleri arasındaki çalışmaların tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne kısmen reddine karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi S. Karagün tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davacı sigortalının 5/9/1986-18/5/1987 tarihleri arasında davalılara ait inşaat işyerinde, sürekli çalıştığının kabulüne karar verilmişse de, bu sonuç, dosyadaki bilgi ve belgelere uygun bulunmamaktadır.
Gerçekten, Kurum kayıtları ve işyeri dosyası ile sigortalının şahsi sicil dosyasında açıkça görüldüğü üzere, davacı sigortalının davalılar işyerinde işe giriş bildirgesine göre 5.8.1986 tarihinde işe girdiği Ağustos/1986 Mart/1987 dönemi, çalıştığı ve bu günlerin Kuruma bildirildiği, bildirimlerin davacının imzasını havi bordrolara dayandığı görülmektedir. Davacı İmzası ile ikrar edildiği bordroların sahteliğini veya imzaların kendisine ait olmadığını iddia ve ispat etmiş değildir. Esasen Mahkeme de bu bildirimlere dayalı çalışmaların davacıya ait olduğunu kabul etmiş ve bunlar dışındaki sürelerin tespitine karar vermiştir. Yargıtay'ın bu güne kadar yerleşik uygulamasına göre, yazılı belgelere dayalı belli aylar imza ile karar olunmak üzere kabul edilen çalışmaların aksinin kabul edilebilmesi için bu belgelerde hata, hile veya sahtelik gibi durumların iddia edilip kanıtlanması veya yazılı belgelerin aynı değerde eş belgelerle aksinin ortaya konması gerekir. Dava konusu olayda böyle bir durum saptanmamıştır.
Öte yandan, dinlenen davacı tanıklarından ve davacının akrabası Mustafa Keleş 27/5/1992 günlü ifadesinde; davacının, davalı inşaatında taşeronluk yaptığını, inşaatı temelden alarak bitirdiğini, kendisinin kalıp ustası olduğunu ve ücretini davacı Ahmet'ten aldığını bildirmiş, ayrıca; dosyaya ibraz edilmiş tarihsiz bir sözleşmede bu durumu kısmen doğrulamıştır. Şu durumda dahi, sigortalı çalışmanın varlığı askıda kalmıştır.
Mahkemenin belirtilen maddi ve hukuki olgular karşısında, davacı istemini reddetmesi gerekirken kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.03.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy