(5521 S. K. m. 5) (1086 S. K. m. 9)
Dava: Davacı, işkazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde mahkemenin yetkisizliğine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan işçinin, Şavşat İlçesi'ndeki Vali Konağı Sağlık Ocağı'nın onarımında çalışmakta iken sürekli işgöremezliğe maruz kaldığı uyuşmazlık konusu değildir.
Uyuşmazlık: yöntemince yapılan yetki itirazı sonucu, yetkili mahkemenin belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. Bu yönüyle davanın yasal dayanağı, belirgin olarak 5521 sayılı Yasanın 5. maddesidir.
Anılan maddeye göre, İş Mahkemelerinde açılacak her dava açıldığı tarihte dava olunanın Türk Medeni Kanunu gereğince ikametgahı sayılan yer mahkemesinde bakılabileceği gibi; işçinin, işini yaptığı işyeri için yetkili mahkemede de bakılabilir. Bunlara aykırı sözleşme muteber sayılmaz. Maddenin açık hükmüne göre, davacının iki seçimlik hakkı vardır? Birincisi, davalıların Türk Medeni kanunun gereğince ikametgahı sayılan yer mahkemesinde; diğeri de, işini yaptığı işyeri için yetkili mahkemede dava açmasıdır. Somut olayda, davacı seçimlik hakkını kullanarak davalıların Türk Medeni Kanunu gereğince ikametgahların bulunduğu Ankara'da davasını açmış olduğu açıktır.
Öte yandan, davacı işçinin, işini yaptığı işyeri için yetkili mahkemenin de Artvin olmayıp, Savşat İlçesi olduğu da ortadadır. Bundan başka, komisyon ile taşeron arasındaki sözleşmede yetkiye ilişkin koşul, tarafları bağlayıcı nitelikte olduğu, davacıyı bağlamayacağı da tartışmasızdır. Kaldı ki, biran için davacıyı da bağladığı kabul edilse de, anılan sözleşmedeki yetkiye yönelik koşul, 5521 sayılı Yasanın 5. maddesine uygun olarak düzenlenmediğinden ve 5. maddeye aykırı olduğundan geçerli sayılamaz. Bütün bunlardan başka, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 9/2. maddesine göre de, davalı birden fazla ise, dava bunlardan birinin ikametgahının bulunduğu mahkemede de açılacağı açıkseçiktir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 29.4.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy